Sayfayı Yazdır | Close Window

Teknik Yüzü-yorum (Doğaçlama-Kulaçlama)

Nereden Yazdırıldığı: yuzuyoruz.com
Kategori: Yüzüyoruz > Forumlar
Forum Adı: Yüzme Deneyimlerini Paylaş
Forum Tanımlaması:
URL: http://www.yuzuyoruz.com/forum_posts.asp?TID=1076
Tarih: 22 Oct 2020 Saat 10:54pm
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 10.17 - http://www.webwizforums.com


Konu: Teknik Yüzü-yorum (Doğaçlama-Kulaçlama)
Mesajı Yazan: cantacy
Konu: Teknik Yüzü-yorum (Doğaçlama-Kulaçlama)
Mesaj Tarihi: 02 Jul 2013 Saat 5:02pm
Aramıza hoşgeldiniz Fuat bey,
Yazacak, konuşacak öğrenecek çok şey var burada...


-------------
İsmail_F



Cevaplar:
Mesajı Yazan: basbariton
Mesaj Tarihi: 02 Jul 2013 Saat 6:04pm
fuat bey..hoşgeldiniz..sitemiz iyidir,hoştur,güzeldir..yüzmeyle ilgili pekçok şey bulabilirsiniz..yüzme haricinde de çok şey bulabilirsiniz..saygı,sevgi,dostluk,arkadaşlık,yardımlaşma,sohbet....

-------------
to avoid criticism ; do nothing,say nothing,be nothing..!!
yürü hür maviliklerin bittiği yere kadar..insan bu alemde hayal ettiği müddetçe yaşar..


Mesajı Yazan: wizard
Mesaj Tarihi: 02 Jul 2013 Saat 6:07pm
Fuat bey, hoşgeldiniz... Sonunda yazmaya başlamanıza sevindim. Burada hem bilgiyi, hem sevgiyi paylaşmak adına güzellikler yaşayacağınıza hiç kuşkum yok...


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 11:56am
cantacy, basbariton, wizard hepinize çok teşekkürler. Kısıtlı zamanda az şeyler yazacağımı düşünüyordum, ama daha çok yazmak için beni cesaretlendirdiniz. 

Ayrıca bundan sonra benden büyük, küçük herkesin Fuat diye hitap etmesini rica ederim. "bey" e gerek yok.

Herkese sevgiler...


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 12:19pm

2012 Urla ve  Boğaziçi Yüzme Yarışları

 

2012 de toplam beş yarışa katıldım. Urla, Boğaziçi, İznik, Değirmendere ve Çanakkale.

Geçen sene zor bir dönem geçirdim. Annem kısmı felç geçirdi. Benimde hayatımın bir kısmı felç oldu. Zor dönemler geçirdim. Hiç umudum olmamasına rağmen son gün 30 Nisan 2012 de yarışmaya başvurdum.(Bu arada siteyi keşfetmiş yazdıklarınızı okuyordum). Evraklar galiba 7 Mayısta teslim edilecekti. Tesadüf sonucu tanıştığımız İstanbul Yüzme Kulübü su topu antrenörünün sayesinde yüzme lisansımı çıkardım. Fakat yarışma kuralları değişti ve lisansın olmasının önemi kalmadı. (Lisansı olanları doğrudan alma dönemi kapandı). Bu arada, siteden Urla’daki yarışmayı okudum ve ön kayıt yaptım.

Daha sonra elemelere girdim.Sonuçlar sonra açıklanacaktı. İlk yarışım olan Urla için yola çıktım. Urla’da kaldığım otelin sabah kahvaltısında Resa üstadı gördüm. Tek taraflı tanıma olduğundan rahatsız etmek istemedim ve tek başıma kahvaltımı ettim.

Yarışma yerine geldiğimde ilk Turgut üstat ile tanıştık ve sohbet ettik. Daha sonra Ömer üstadı tanıdım. Forumdan tahmin ettiğim insanları gerçek hayatta karşılaştırmaya başladım. Bu ve sonraki yarışların çoğunda bol bol gözlem yaptım. Çanakkale hariç, hiçbir yarışa  sevdiklerimi getirmedim (aşırı ısrarlara rağmen). Birincisi bağımsız olabilmek, ikincisi de rahat gözlem yapabilmek için.    

Urla’da grubumda 22 kişi vardı. İlk yarışım olduğundan bir kişiyi geçersem başarıdır diyordum. Turgut üstada da öyle söyledim: “Sondan ikinci olmak bana yeter”. Güneşin altında numaralandırma yapıldı. Gölgede bekleyip, en sonlara doğru numaralandırma yaptırdım. Sonra otobüslere binip Karantina Adası’na gittik. Gerekli bilgiler verildikten sonra yarış başladı. Son 200 veya 300 metrede bir bayanı geçip yarışı bitirdim. Geçtiğim bayan yarışmacı Lale Hanıma son metrelerde sizi geçtim, kusura bakmayın türünde bir konuşma yaptım.  Sonuçlar açıklandı benim derecem yok. Lale Hanım 40:59 yüzdüğüne göre benim sonucumda benzer olması gerekirdi. Neyse durum anlaşıldı; hakemler yanlış numara anons etmişler. Sürem 40:28 ve sıralamam 7. Tamam dedim, artık yüzmeyi öğrenmeye başlamışsın.

Bu sırada boğaziçi elemeleri açıklanması gereken tarihte açıklanmamıştı. Daha sonra açıklandığında elemelerden geçmiştim. Ama, bir önceki sene ile bu elemelerde yüzüşüm arasında nerdeyse hiç fark yoktu. Bu sene yapılan elemelerin daha adilhane olduğunu gördüm. Geçen sene ki elemelerde Celal Bey’e “bu elemerin hiç doğru olmadığını, yarıştırırsınız herkesi 1km de sürelerinide verdiğinizde kimsenin gıkı çıkmaz” demiştim. Etkisi mi oldu acaba? Smile

Yarıştan bir gün önce çantalarımızı almaya gittiğimde Turgut üstadla karşılaştık. Yarış günü, yine forumdan birçok insan gördüm. Çoğuyla selamlaştık. Teknede Wizard ile tanıştık. Forumdaki çoğu insanında sahip olduğu  dost canlısı özelliğine sahip iyi insan wizardla, epey sohbet ettik. Tekneden iskeleye indik ve bir süre sonra yarış başladı. Kimsenin üstüne atlamamak için en sonlarda denize atladım.

Yarışmadan önce kemdimce bir sürü analizler yapmış ve ona göre bir plan kurmuştum. Bunlardan biride; Karadenizin suyu soğuk, Marmaranın daha sıcaktır diye düşünüp, kuzeyden güneye akan üst akıntının daha soğuk olacağını kafama kazımıştım. İlk atladığımda su soğuktu, boğazın ortalarına geldiğimde su daha sıcaktı. Ben herhalde akıntıyı daha buladım diye düşünüyorum. Yüzüyorum, yüzüyorum su soğumuyor. Kafam allak bullak. Ama bakıyorum bir yandan da akıp gidiyorum. Masterswimm’in dediği gibi karpuz kabuğu gibiyim. Kuruçeşmeden çıkmaya başladığımda su yine soğudu. (Demekki akıntı sıcakmış, ters akıntılar soğuk).

Boardda dereceme baktım:1:04:19. Benim için çok güzel sonuç. 

Umarım bu senenin yarışlarını seneye anlatmam. Smile Biraz daha fazla zaman ayırmam gerek....



Mesajı Yazan: Hermias
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 12:46pm
Fuat bey,Hoşgeldiniz..Antrenmanlarınızı da bekliyoruz..

-------------
Technique is an important skill to learn and is one of the key differences between amateur and elite swimmers.


Mesajı Yazan: wizard
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 1:21pm
Fuat bey, Annenize Allah'tan acil şifalar dilerim. Umarım şimdi iyidir...

Güzel yarış anılarınızla foruma yeni bir renk ve heves getirdiğiniz için, sağolun varolun...

Övgü dolu sözleriniz için teşekkür ederim, sizin güzel kalbiniz görmek istediği güzellikleri görmüştür...




Mesajı Yazan: madenizli
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 1:26pm
Sevgili Fuat,
Aramıza hoş geldin. Ne iyi ettin de geldin. Burası yaş gözetmeksizin herkesin birbirinden öğrendiği ve herkese öğrettiği derya deniz bir okul. Adından da belli yuzuyoruz, saygı, sevgi, dostluk, arkadaşlık içinde...

-------------
don't give in without a fight...


Mesajı Yazan: Dolphin
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 1:29pm
Foruma hoşgeldiniz.
Hikayenizden bizler gibi bir yüzme gönüllüsü olduğunuzu görüyoruz.
Sizinle Marmaris 'te yarışın büyük bir bölümünde ,ardından Alanya da yarışın sonunda denk gelip beraber yüzdük.Hatta Alanya yarışının sonunda durdunuz ,ben yarış bitmedi dediğim halde  çıkış önceliğini bana vererek beni çok şaşırttınız.
Yüzüş sürelerimiz birbirine çok yakın.Kaş yarışında çok güzel yüzmüşsünüz ,ordaki sürenize bakıp ben katılsaydım 2.30 civarı bitirebilirdim diye düşünüp sevindim.
Sizi tebrik ediyor,başarılarınızın devamını diliyorum.


Mesajı Yazan: cantacy
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 1:32pm
Aynı tempoyla yazmaya devam Fuat bey. Annenize acil şifalar dilerim. Geçte olsa Boğaz sonrası Çanakkale gündemini alacağı için sizin 2012 Çanakkale maceranızıda bekliyoruz...

-------------
İsmail_F


Mesajı Yazan: likorinos
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 1:49pm
Fuat, aramıza hoşgeldin!
 
Sen bizleri yazdıklarımızdan tanıyorsun zaten, bizler de seni yazdıklarından keyifle okuyacağız, tanıyacağız...
 
İlk yazılarını bir solukta okudum, devamını dilerim...
 
Samimi, cana yakın, alçak gönüllü insanların bir arada bulunduğu forumumuza tekrar hoşgeldin, safalar getirdin.


Mesajı Yazan: pina
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 3:20pm
Fuat aramıza hoş geldin. Deneyimlerinden faydalanmak için sabırsızlanıyorum zira sen bizimkileri epeydir takip edip faydalanıyormuşsun.
Annene acil şifalar dilerim.


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 7:14pm
Hermias, Wizard, Madenizli, Dolphin, Cantacy, Likorinos, Pina hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. 
Annemin durumu şimdi iyi. İlginiz ve iyi dilekleriniz için hepinize tekrar çok teşekkürler. Forumun bu sıcaklığı gerçekten çok güzel. Umarım gaza gelipte kendimi çok kaptırmamSmile Herkese çalışıyorum diyorum ama epey saatti bu yazıları yazmaya çalışıyorum. Böyle güzel ortam her zaman bulunmaz ki Smile
Dolphin Marmaris ve Alanya yazılarında konuya değineceğim.


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 7:31pm

2012 İznik, Değirmendere  ve  Çanakkale Yüzme Yarışları

 

Boğaziçi yarışını bitirince aileden olumlu tepkiler almaya başladım. Galiba biraz da gururlandılar. Kırkından sonra azmıştım ama ilgim yüzmeye imiş. Onun için özellikle gençlere ve tabi ki genç hissedenlere: Bu güzel sporu bırakmayın.

Türkiye'nin birçok yerini dolaşmama rağmen İznik'e hiç gitmemiştim. Bilecik üzerinden İznik'e gittim. İki gece orada kaldım. Yarış dışında, bütün zamanımı iki imparatorluğa başkentlik yapmış İznik’in müzelerini, tarihi yerlerini ve doğal güzelliklerini gezmeye ayırdım. Çok güzeldi.

Yarış günü sabah kahvaltımı yaparak yüzme yerine geldim. Baktım orada da kahvaltı veriliyor.Azcık birşey daha atıştırdım. Yüzme saatine uyulmayacağı belliydi. Ömer üstadı gördüm, biraz sohbet ettik. Bende Eskişehir’den gelecek bir arkadaş var onu bekliyorum dedi. Wizard’ı bekliyormuş.  O zaman daha Wizard ile hiç konuşmamıştık. Gölün kenarındaki iskeleye gittim. Su yılanları ne güzelde yüzüyorlardıSmile. Epey bir zaman sonra yarış başladı. Üç duba konmuş ve 3000m yüzecekler iki tur atması gerekti. Gölde yüzüş ile denizde yüzüş arasında çok fark göremedim.

Yarış bitti, dereceye girenler ilan ediliyor. Yaş grubumda üçüncü olmuşum. Şaşırdım, beklemiyordum. İçimden herhalde bizim grupta üç kişi var dedim. Çok yanılmamışım. Bizim grup 4 kişiymiş. Her neyse ilk defa kürsüye çıkmış oldum. Süre: 54:29:03.

Bu arada şöyle bir olay da oldu. Bir kişinin üzerinde, mavi renkli, arkasında İznik Belediyesi yazan tişört gördüm. Sonra bir kaç kişide de gördüm. Herhalde belediye çalışanları diye düşündüm. Biraz sonra herkesin üzerinde görünce durumu çaktım. Nerden verildiğini öğrendikten sonra bende alıp giydim. Bugüne kadar katıldığım yarışlarda en güzel tişörtleri Urla’daki yarışlarda aldım. Arada dışarıda giyilebilen türde.

Ayrıca yanmamış, bembeyaz tenimle Urla ve İznik’te yarışmıştım. İznik’te ele, kola ve sırta yazılan numaralarımdan, koldaki ve sırtımdakini yaklaşık onbeş gün taşıdım. İznik’te biraz fazla yandığımdan, siyah kalemle yazılan numaraları sildikten sonra, numaramı bu sefer doğal bir şekilde beyaz olarak bir süre daha taşıdım. Boğaz yarışında numaralar duruyordu.

1 Ağustos tarihinde Çanakkale yarışlarına kaydımı yaptırabilmiştim. Çanakkale’den bir hafta önce Değirmendere yüzme yarışına katıldım. Aynı gün İstanbul’dan arabayla gidip, yarışıp geri döndüm. O bakımdan iyiydi. 1500m bana göre biraz daha fazla uzunluğundaki parkuru 42:07:48 ile bitirdim. Üçüncü olmuştum. Ama bu sefer 13 kişi içinde. İşte bu kürsüler beni çok kandırdı. Smile Bir daha kürsü görür müyüm bilemiyorum. Çok zor. Amaç zaten o değil, ama dereceyede girmek güzel oluyor be kardeşim.

Annemin rahatsızlığından dolayı, annemde babamda biraz çocuklarına bağımlı olmuşlardı. Yalova’daki yazlığa gitmek istiyorlar, ama birşeyde yapamıyorlardı. Bende onları alarak, yarışa oradan da Yalova’ya götürürüm diye plan yaptım. Tabi ki hoşlarına gitti. Yarıştan bir gün önce Trakya üzerinde Eceabat’a geldik, geceyi orada geçirdik. Yarış günü sabah erkenden arabalı vapura bindik. Ben varış yeri için kerteriz noktaları almaya ve rotayı izlemeye çalışıyorum. Kan çekti, vapurda boğazı inceleyen  balıkadam ile konuştuk ve tanıştık. Çoğu forumdaş gibi, dost canlısı balık adam ile biraz sohbet ettik. Çimenlik kalesine geldik ve gölgede tek bir bank vardı. Anne babayı banka oturttum ve burdan ayrılmayın dedim. Midibüslere binene kadar onlarla ilgilendim. Bu arada yine siteden bir sürü yüzme sever gördüm. Bazılarıyla uzaktan selamlaştık, bazılarıyla kısa konuşmalarımız oldu. Yazmadığım için fazla kimse tanımıyordu. Ama sıcaklık hep vardı. Midibüste Wizard ile yakın oturduk, beni madenizli, Menderes Bey, diğer forumdaşlarla tanıştırdı. Herkes yazın diyordu. Bende bu yaz yazdımSmile.

Midibüsten mayolarımız ile arabalı vapur iskelesine yürüdük. Bu arada herkes çipleri ayağına takmışken bir ben koluma takmıştım. Yalnız İstanbul Boğazındaki yarışta kol bilekliğine takıldığından ben öyle biliyordum. Tam çıkarıp ayağıma takacakken, biri gelip ingilizce ayağıma takmam gerektiğini söyledi. Bonemi takmadığımdan, herhalde beni yabancı sanmıştı. Yabancılara ve bize farklı boneler verilmişti. Arabalı vapura diğer vatandaşlar ile yine mayolarımız ile bindik. Buda değişik bir duyguydu. Normal zamanda yapamayacağınız birşeyi yaşamak, güzeldi.

Vapurla Eceabat’a geçerken varış için kerteriz noktasını saptamaya başladım. Varışın arkasında bir dağ ve dağda yeşil olmayan toprak bir alanı hedef seçtim. Bu arada boğaz çoşmuş, bir güzel dalgalanıyor. Havuzda beraber yüzdüğümüz arkadaşımda Eceabat’taydı ve Çanakkaleyi iyi bildiğinden biraz taktik verdi. Sol tarafta akıntının sola götürdüğünü, herkesin söylediği gibi radyo antenine doğru yüzmenin doğru olduğunu söyledi. Neyse start verildi ve yarış başladı. Yine sonlara doğru denize atladım. Çip atladığımız zaman süreyi ölçmeye başladığından, ilk atlayan ile son atlayan arasında  süre konusunda bir haksızlık olmuyor.  Bir yüzüyorum, pir yüzüyorum. Yabancı yerli epey kişiyi geçtim. Sonra ani bir kararla sola kırdım ve kendimi “Dur yolcu” nun yanında buldum. Vapurda kerteriz alırken hiç Avrupa yakasına bakmamışım. Hep Asya tarafı ve varışın arkasına bakmışım. “Dur yolcu” nun orada da yalnız bir kız var ve bana 15 dakikadır buradan çıkamadığını söyledi. İçimden oradaki yazıyı okumadın mı diye geçti, ama şakayı kaldıramaz diye birşey söylemedim. Ona varış noktasının dağdaki toprak alan (yanlış) olduğunu burdan çıkmak için ise doğu tarafına (doğru) yüzmemiz gerekir dedim. Dediğim tarafa doğru yüzdüm ve kızı gözden kaybettim. (Doğru yöne yüzüyormuşum). Sonra yine kerteriz aldığım dağa doğru yüzmeye başladım. Bir baktım solumda çimenlik kalesi, kerteriz aldığım dağa baktım, ne kadar arkadaymış. Tamam dedim yarış bitti. Oynayabildiğim kadar suda oynayayım dedim. 90 derecelik açı ile Çimenlik Kalesinin arkasına doğru (akıntıya dik açı) ile yüzmeye başladım. Bu sıra bir motor beni almaya geldi, üstünde de bizim kız var. Benim yan yüzdüğümü görünce dokunmadı uzaklaştı. Uzaklaşınca şimdide akıntıya karşı yüzeyim dedim. İyi bir denemeydi. Çok hoşuma gitti, çoçuklar gibi şenlendim. Yürüme bandının, deniz versiyonuna binmiş gibiydim. Sonra tekrar dik açıyla yüzdüm, motor tekrar geldiğinde tamam dedim ve tekneye çıktım.  Tekne kaptanı bizim çipleri alarak diskalifiye olduğumuzu telsizle yetkililere iletti. Katıldığım son yarışta madara olmuştum. Kerteriz aldığım dağa küstüm, ama haberi olmadı. Bizim kıza bu yarışa daha önce katılıp katılmadığını sordum: Geçen sene katıldığını 61 dakikada bitirdiğini denizin hemen hemen çarşaf gibi olduğunu söyledi. Bizim kız, diskalifiye olduktan sonra kaptana bizi yarış yerine yakın bırakın da kıyıya yüzerek çıkalım dedi. Akrabalara dostlara rezil olmak istemiyorum. Motor varış noktasına gidiyor gidiyor varamıyoruz. Ne kadar alta inmişim anlamadım. Neyse, sonra bizi denize bıraktı ve biz varışa çipsiz çıktık. Daha bir sürü yarışmacı yeni varış noktasına varıyorlardı.

Hemen giyinip Yalova’ya yola çıktım. Annemlere bana mesafe kısa geldi, ben biraz daha yüzdüm dedimSmile. Yolda arkadaşı aradım, bitiremediğimi söyledim, oda “aradığın iyi oldu, denizden çıktın demi” dedi.

“Evet”

“üç kişi kaybolmuşta onları arıyorlar, bende birinin sen olduğunu düşündüm” 

“Geç dalganı oğlum geç”

“Ya doğru söylüyorum, şimdi bütün kanallar onu veriyor”

Gerçekten doğruymuş, yarışa katılamayıp kendileri alternatif bir rota çizip yüzen üç kişi kaybolduktan epey bir süre sonra sağsalim bulunmuştu.


Mesajı Yazan: enigma79
Mesaj Tarihi: 03 Jul 2013 Saat 7:50pm
Fuat Bey hoşgeldiniz. Demek artık sizin de Çanakkale'den alınacak bir intikamınız var. Geçen yıl yarışı bitiremeyenleri 2 kategoride toplamak lazım. Birincisi benim gibi duba peşinde koşup varışı göremeden süreye takılanlar, ikinci ekip de varışı kaçıranlar. Bu yıl hakkından geliriz. Boğazda görüşmek dileğiyle.


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 04 Jul 2013 Saat 3:16pm

2013 I. Marmaris Yüzme Maratonu

 

On saatlik araba yolculuğundan sonra akşam saatlerinde Marmaris’e geldim. Otelime yerleştim. İstanbul’dan çıkmadan önce yarışların saat kaçta başlayacağını bir kağıda yazmıştım. Kağıda yazarken de orada kaçta olmam gerektiğini düşündüğüm zamanı yazmıştım. Geçen sene katıldığım yarışların çoğunluğunda başlama saatinden neredeyse bir saat sonra yarışlar başladığından, bu iş canımı sıkmıştı. Genelde her konuda söz verilen saate uyulmama gibi kötü bir alışkanlığımız var. Sinir bozucu birşey. Bende yarışmanın 10:00 da başlayacağını, 9:30 da orada olmam yeterli diye not almışım.

Yarışma günü, yarış noktasına geldiğimde herkes hazırlanmış bekliyordu. Hemen kayıt masasına gidip kayıt yaptırdım. Bu sırada bir anons “5000 metre yüzecekler deniz kenarına gelsinler”. Ben daha soyunmadan yarış başlayacaktı. Yanmamış beyaz vücuda sahip olduğumdan, vücuduma bol güneş koruyucu sürmüştüm. Kola ve sırta yazılan numaraları kalem bir türlü yazmıyordu. Zor kötek yazma işlemi bitti. Bu arada deniz kenarında açıklamalar yapılıyor. Masadaki görevli bayan eşyaların burada kalabileceğini söyledi, hemen oracıkta soyunarak, bonemi giymeye fırsat olmadan deniz kenarına geldim. En son yarım yamalak duyduğum  2 tur atacaksınız idi. Yarış başladı. Web sayfasında verilen grafiğe göre umarım dubaları koymuşlardır diye düşündüm.

1. Dubayı herkesle geçtikten sonra, ikinci duba görünmüyordu. Yine bir grupla yüzmeye devam ettim. Bir süre sonra ikinci duba göründü, sonra üçüncü dubayı geçtim. Tam bu sırada önümde yüzen bir kişi, açık denize doğru yüzmeye başladı, bir kaç metre yüzüp durdum. Bu sırada arkamda bir bayanda (dolphin) durdu. Gidilen yönün doğru olmadığını söyledi. Dolphin ile yüzerken bir tekne yaklaştı ve dördüncü dubanın yerini göstermeye çalıştı. Teknedekilere emin olmak için bir tur daha mı atılacak diye sordum, “bilmiyorum” dedi. Emin olmadığımdan dolphin ile beraber yüzmeye devam ettim. Bu arada kiminde yüzdüğümü anlamak için numarasını okumaya çalışıyorum. Yüzerken numara okumak bayağı zormuş. Koluna bakıyorum olmuyor, sırtındaki numaraya bakıyorum olmuyor. İlk rakam 9 sonrası belli değil 4’mü 7’mi karıştırıyorum. Sonra 94 olduğunu epey mücadeleden sonra okudum. Bu arada bir ikinci tura başlamış olduk. Ben yine süpriz birşey olmasın diye dolphinle beraber yüzüyorum. Son turda son dubayı geçerken, içimden uzun süre beraber yüzdüğümüz bir bayana önceliği vermek gerektiğini düşündüm. Ama gerek kalmadı, varış yeri netleşince dolphin atağa kalktı. Bende tersine iyice yavaşlayıp yarışı bitirdim. Duş alıp giyindikten sonra forumdan kaptanduran, resa, Turgut ve Ömer üstadlar ile biraz konuştuk. 94 numaranın orada dolphin olduğunu gördüm. Kendisine rehberliği için teşekkür ettim. Daha sonra Resa üstadın manş geçişini yüzyüze tebrik ettim. Bir süre sonra katılım belgesini aldığımda süremin 02:03:17 olduğunu gördüm. Beklediğimden kötü bir dereceydi. 


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 04 Jul 2013 Saat 3:22pm
Enigma79 teşekkürler. Hoşbulduk. Kendi adıma konuşursam, hakkından gelir miyim emin değilim. Geçen seneki tecrübelerim yeterli olursa hakkından gelirim ama yeni bir süpriz olursa da şaşırmam. Boğazda görüşmek üzere... 


Mesajı Yazan: misterno
Mesaj Tarihi: 05 Jul 2013 Saat 9:34pm
Fuat Bey, hoş geldiniz. Annenize acil şifalar dilerim.


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 01 Aug 2013 Saat 7:43pm
Hermias, yapamayacağım şeyler için söz vermeyeyim.  Birincisi yaptığımız antrenmanlar, tamamen doğaçlama. Hiçbir bilimsel dayanağı  yok. İkincisi gerçekten zaman sorunu var. Katıldığım yarışları anlatabileyim, o bile beni mutlu edecektir. 

misterno, hoşbulduk. Temenniniz teşekkür ederim. 


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 01 Aug 2013 Saat 7:48pm

 2013 Urla

 

Bu senenin ikinci yarışı için Urla’ya geldim. Yine geçen sene kaldığım otelde kaldım. Resa üstat otelde yoktuSmile. Herhalde yarışmaya katılmayacaktı. Bu arada internet vs kullanmadığımdan son duyuruları takip edemiyordum. Uzun seneler teknolojiyle yoğrulduğumdan, son yıllarda teknolojiden kaçıyordum. Sabah erkenden yarışma yerine gittim. Saatler değişmiş , yarışma saati 12:00 de olacakmış. Toplanma yerinde onun için çok az kişi vardı. Sonra otobüslerle Karantina adasına gittik. Orada Onur doktor ve yeni doktor adayı cıvıl cıvıl, dost canlısı Ceyhun kardeşimle tanıştık. Uzun süre beraber zaman geçirdik. Bu arada Karşıyaka takım halinde geldiler: Turgut, Ömer ve diğer üstatlar. Bazılarını yalnızca simayen tanıyorum. Selamlaştık ve konuştuk.

Bu sene rotayı değiştirdiler. Kıyıda biraz dalga olduğu için (Şile her zaman öyle), iç kısımda dört duba konarak parkur yapıldı. İki tur yapılacaktı. Dubaların etrafında dönen yarışları hiç sevmiyorum. Dön baba dönelim. Başlangıç ve bitişi farklı olan yarışlar çok daha güzel. İnsanın kafasında bir hedef oluyor. Ayrıca bazen dubaların yeri kayıyor, rota belirlemek daha da zorlaşıyor.

Bu seneki parkur geçen seneden daha uzundu. Yine rahat kendimi zorlamadan yüzerek 45:23:60 ile yarışı tamamladım. Geçen sene 7. olmuştum,  bu sen 5. oldum. Aslında bunlar sanal şeyler. Deniz yarışlarında düzgün istatistik çıkarmak çok zor.  Bir yarışmadaki deniz ortamının, akıntısı, rüzgarı, uzunluğu, vs  değişkenlik gösterdiğinden, bir önceki sene ile kıyaslamak doğru olmuyor.

Bu arada,  geçen sene ilk defa katıldığım yüzme yarışı Urla’da şöyle bir olayda olmuştu. Yarıştan sonra sertifikaların verileceği söylenmişti. Sertifika alanlara nereden alındığını sordum. Gösterilen masa yoğun olduğu için, biraz sonra gittim. Masadaki görevlilerden biri bana hemen sertifikamı verdi. Bende aldım gidiyorum, yürürken bir baktım sertifikanın üzerinde adım yazıyor. Ne oluyoruz ya dedim. Hemen geri döndüm, veren kişiye bunun bana ait olduğunu nereden anladın dedim. Hocam ben sizin İTܒden öğrencinizdim dedi.  Yav, daha önce söylesene dedim. Sonra onunla ne yapıyor, ediyor diye biraz sohbet ettik. 

Bu sene yarışın sonunda Dursun Saru ile biraz sohbet ettik. Yüzme adına güzel şeyler söyledi. Derecelerden çok yüzmenin önemini vurgulamaya çalıştı.

Urla’dan direk Bodrum’a geçtim. (Bu arada yollarda ve kaldığım yerlerde, başıma ilginç olaylar da geliyordu. Bunlardan biri, Urla’dan Bodrum’a bir aileyi otostop ile getirmekti.) Bir gece orada kaldıktan sonra ver elini Alanya. 


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 06 Sep 2013 Saat 1:53pm
İşler yoğunlaşmadan, bu seneye ait yarış anılarımı bitireyim.  

2013 Alanya

 

Bu sene yeni üç yarışmaya daha katılmış oldum. Marmaris, Alanya ve Kaş-Meis.

Alanya’ya yıllar önce gelmiş, damlataş mağarası, kaleyi gezmiştim. Zamanım olduğundan gezmediğim  yerleri gezdim. Yarış günü bone ve çipi almaya gittiğimde, yarışma saatinin 13:00 de değilde 14:00 de olacağı söylendi. Neden son anda böyle değişiklikler yaparlar anlamam. İnsanın yaptığı bütün planlar alt üst oluyor. Bir saati nasıl geçireceğim diye düşünmeye başladım. Yemek yiyemezsin, bari bir kafeye gideyim dedim, ondan da vazgeçtim. Parkta havuzun kenarında oturdum, yarışmaya yarım saat kala yarışma yerine gittim. Turgut, Ömer ve Karşıyaka takımından üstadlarda yeni geliyorlardı. Onlardan parkur hakkında bilgiler aldım. Hepsine teşekkür ederim.

Bundan on-onbeş sene önce güneşten korunma için sürülen, güneş koruyucuların dereceleri 5,8,10,15, 20 ve en yükseği 30 dereceydi. 15 derece, benim için çok uygundu. Sonraki yıllarda denize genelde akşam saatlerinde girdiğimden herhangi bir koruyucu kullanmadım. Eski kafayla, bir tanıdıktan 15 derecelik güneş koruyucusu almasını rica ettim. Marmaris’teki yarışdan sonra akşam otele geldiğimde, sırtımın tamamen kızardığını, ön tarafımın bembeyaz olduğunu gördüm. Tıpkı, ızgarada bir tarafı kızarmış balık gibiydim. Olumlu (aptalca) düşünerek, bacaklarımın arkasının neden kızardığını bile görmezden gelip, sırtıma iyi süremediğimi  düşündüm. Alanya’da karşıyaka takımı güneş koruyucu sürerken, 30 derecelik 50 derecelik bir güneş koruyucularını görünce durumu çaktım. Biraz geç oldu ama J. Bende Ömer üstadın güneş koruyucusunu bitirdim. Birgün ödeşiriz J.

Yarış saati geldiğinde, fazla katılımın olmadığı görüldü. Bu sene, ayrıca yarış parkurunun etrafına dubalar yerleştirilmişti. Dubaların sağından (karaya taraf olmayan yönünden) yüzülmesi gerektiği söylendi. Ve start verildi. Rotayı iyi tutturamadım. Genelde dubaların çok açığından yüzdüm. Bu sene dubalara karşı bir alerjim olduJ. Yarımadanın ikinci kısmı biraz zorladı. Bu noktadan itibaren bir Rusla yüzmeye başladım. Son kilometrede üç bayan yüzücü ile karşılaştık. Ne biçim yüzüyorsam, bir bakıyorum yan yana yüzüyoruz, bir bakıyorum aramızda elli metre var. Neyse yarışın son metrelerinde biraz gaza bazdım. Arkamda da bir bayan yüzücü vardı. Varışa geldiğimde, suda kalarak merdivenlerden çıkmadım, önceliğin bayan yüzücüde olduğuna inanarak ona verdim. Bu bayan yüzücü, Marmaris’te olduğu gibi Dolphin olmasın mı! Dolphin, yarış bitmedi sudan çıkın dedi. Bende öncelik sizin, siz önden buyurun dedim.

Süre 1:41:58. Yarış bitiminde, Ceyhun kardeşimi de gördüm. Turgut, Ömer, Süreyya Ahmet, Dolphin üstadlar kürsüdeydiler. Bütün yarışlarda durum farklı değildi.



Mesajı Yazan: enigma79
Mesaj Tarihi: 06 Sep 2013 Saat 5:34pm
Fuat Abi,
Görmüşken hemen bir yorum yapayım. Alanya'daki tek aksaklık yarış saatinin 1 saat ileriye alınması oldu. Aslına bakarsanız hem alanyacup sitesinden hem de belediyenin sitesinden yarışı ilan etmişler ve Alanyacup'takini güncellememişler. Benim gördüğüm tek organizasyonel ekskiklik de buydu. Bu yıl girdiğim yarışların içinde en başarılı organizasyonun Alanya'da olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kayıt işlemi 3 dk. Çıkar çıkmaz o geniş mi geniş şelalemsi duş platformu yarışın bütün yorgunluğuunu aldı. Hele ki o sulu portakallar ve kirazların üstüne daha ne isteyebilirdim. Küçük detayların basitçe uygulanabildiğini gördüm Alanya'daki organizasyonda. Tecrübeyi uygulamaya geçirmede çok başarılılar.

Orjinalini yazan: Fuat Fuat Yazdı:

İşler yoğunlaşmadan, bu seneye ait yarış anılarımı bitireyim.  

2013 Alanya

 

Bu sene yeni üç yarışmaya daha katılmış oldum. Marmaris, Alanya ve Kaş-Meis.

Alanya’ya yıllar önce gelmiş, damlataş mağarası, kaleyi gezmiştim. Zamanım olduğundan gezmediğim  yerleri gezdim. Yarış günü bone ve çipi almaya gittiğimde, yarışma saatinin 13:00 de değilde 14:00 de olacağı söylendi. Neden son anda böyle değişiklikler yaparlar anlamam. İnsanın yaptığı bütün planlar alt üst oluyor. Bir saati nasıl geçireceğim diye düşünmeye başladım. Yemek yiyemezsin, bari bir kafeye gideyim dedim, ondan da vazgeçtim. Parkta havuzun kenarında oturdum, yarışmaya yarım saat kala yarışma yerine gittim. Turgut, Ömer ve Karşıyaka takımından üstadlarda yeni geliyorlardı. Onlardan parkur hakkında bilgiler aldım. Hepsine teşekkür ederim.

Bundan on-onbeş sene önce güneşten korunma için sürülen, güneş koruyucuların dereceleri 5,8,10,15, 20 ve en yükseği 30 dereceydi. 15 derece, benim için çok uygundu. Sonraki yıllarda denize genelde akşam saatlerinde girdiğimden herhangi bir koruyucu kullanmadım. Eski kafayla, bir tanıdıktan 15 derecelik güneş koruyucusu almasını rica ettim. Marmaris’teki yarışdan sonra akşam otele geldiğimde, sırtımın tamamen kızardığını, ön tarafımın bembeyaz olduğunu gördüm. Tıpkı, ızgarada bir tarafı kızarmış balık gibiydim. Olumlu (aptalca) düşünerek, bacaklarımın arkasının neden kızardığını bile görmezden gelip, sırtıma iyi süremediğimi  düşündüm. Alanya’da karşıyaka takımı güneş koruyucu sürerken, 30 derecelik 50 derecelik bir güneş koruyucularını görünce durumu çaktım. Biraz geç oldu ama J. Bende Ömer üstadın güneş koruyucusunu bitirdim. Birgün ödeşiriz J.

Yarış saati geldiğinde, fazla katılımın olmadığı görüldü. Bu sene, ayrıca yarış parkurunun etrafına dubalar yerleştirilmişti. Dubaların sağından (karaya taraf olmayan yönünden) yüzülmesi gerektiği söylendi. Ve start verildi. Rotayı iyi tutturamadım. Genelde dubaların çok açığından yüzdüm. Bu sene dubalara karşı bir alerjim olduJ. Yarımadanın ikinci kısmı biraz zorladı. Bu noktadan itibaren bir Rusla yüzmeye başladım. Son kilometrede üç bayan yüzücü ile karşılaştık. Ne biçim yüzüyorsam, bir bakıyorum yan yana yüzüyoruz, bir bakıyorum aramızda elli metre var. Neyse yarışın son metrelerinde biraz gaza bazdım. Arkamda da bir bayan yüzücü vardı. Varışa geldiğimde, suda kalarak merdivenlerden çıkmadım, önceliğin bayan yüzücüde olduğuna inanarak ona verdim. Bu bayan yüzücü, Marmaris’te olduğu gibi Dolphin olmasın mı! Dolphin, yarış bitmedi sudan çıkın dedi. Bende öncelik sizin, siz önden buyurun dedim.

Süre 1:41:58. Yarış bitiminde, Ceyhun kardeşimi de gördüm. Turgut, Ömer, Süreyya Ahmet, Dolphin üstadlar kürsüdeydiler. Bütün yarışlarda durum farklı değildi.



Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 08 Sep 2013 Saat 2:26pm
enigma79,
Yazdıkların tamamen doğru. Yarış saatinin bir saat ileri alınması dışında, herşey profesyonelceydi. Bir de duba koymaya gerek yoktu. Ömer üstat bazılarının bu kurala uymadığını söylediğini hatırlıyorum. Bu da haksızlığa sebep oluyor. 

Bu arada Çanakkale geçişin harikaydı. Tekrar seni kutluyorum. Kızını çok mutlu etmişsindir. Çanakkale rehberliğin için de ayrıca teşekkür... 


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 08 Sep 2013 Saat 3:37pm

2013 Kaş-Meis

 

Forumda en çok konuşulan ve genelde herkesin yüzmek istediği bir yarışa katılıyordum. Yarıştan bir gün önce bilgilendirme toplantısı yapılacaktı. Genelde, çoğu yarışlarda bu tür toplantılar yapılıyordu, fakat ben ilk kez bu bilgilendirme toplantısına katıldım. Yine forumdan birçok yüzücü vardı. Yarış hakkında genel bilgiler verildi. Varışın, geçen seneye göre yerinin değiştirildiği söylendi. Eski Kaş Otelin önünde yarış sonlanacaktı. Ayrıca varışa 2,5 km ile 1,5 km kala, iki balonun yerleştirileceği bilgisi verildi.

Yarış günü erkenden kalkıp kahvaltımı ettim. Nerede toplanılacağı bilgisini, bir gün önceki toplantıda kaçırmışım. Eski Kaş Oteline doğru yürürken yüzme yarışına katılacakları her halinden belli olan iki kişi gördüm. Onlara takılıp toplanılacak yere geldim. Burada numaralandırma yapılıyordu. Okulun havuzunda sabahları sık sık karşılaştığım Burak ile karşılaştım. Hocam, sizi örnek aldık mealinde birşey söyledi. İstekli olmak konusunda örnek alınabilirdim, ama yüzücü olarak asla. Daha sonra Kaptandurukan ve madenizli ile  biraz konuştuk. Sonra iki tekneye, isim (veya soyisim) sıralamasına göre bindirildik.

Teknede arkaya geçerek kerteriz noktalarını analiz etmeye çalıştım. Celal Altunbaş’tan kerteriz noktası için düşüncelerini aldım. Dursun Saru, bizim teknede bulunan ve birinci olan Finlay’nin iyi bir yüzücü olduğunu anlamış olmalı ki konu üzerinde espriler yapıyordu. Meis adasına tekneler yanaştı. Teknede belli bir süre bekletildik. Acaba vize işlemleri mi uzun sürdüSmile. Herkes teknelerden indikten bir süre sonra, yarışın başlayacağı yere doğru yürümeye başladık. Bir, iki, en fazla üç katlı yapıların bulunduğu bölgeden geçerken, kafelerin, dükkanların önlerindeki insanların “kalimera“ selamları ile güzel bir atmosfer oluşmuştu. Başlangıç noktasında, herkes birbirleriyle kısa kısa sohbetler ederken yarışın başlamasını bekliyorduk. Bir ara herkes, alkışlarla tempo tuttu. Bu arada, bende yarış için konsantre olmaya  başladım. Tam bu sırada, 60-70 yaşları arasında sakallı sevimli bir Meis vatandaşı bana merhaba dedi. Kendisi biraz türkçe biliyormuş. Yarı türkçe, yarı ingilizce kendisi hakkında biraz konuştuk. Bir ara Türkiye’de kaldığını ve şimdi tam net hatırlayamadığım şeylerden bahsetti. Yarışa odaklanmaya çalıştığımdan arada kalmıştım. Yarış olmazsa, otur Meis’in bir kafesinde akşama kadar sohbet et. Sohbetin ortasında, start verildi. Benim gitmem gerek diyip, elini sıkarak yarışmaya başladım.

 

Genelde yüzerken sağda kaldım. Sola doğru gidiyorum, biraz sonra bir bakmışım yine toplu yüzenlerin sağındayım. Bir yamukluk var ama anlayamadım. Araba sağamı çekiyor! Saat olmadığından, nereyi ne kadar zamanda geçtim bilmiyorum. Meis adasını tamamen geçmem ne kadar sürdü bilmiyorum. Bana göre normal bir tempoda durmadan yüzüyorum. Bir süre sonra birinci balonu gördüm. Balona doğru yüzerken bir kano önüme gelerek su isteyip istemediğimi sordu. Zorla beni durdurmuş oldu. İstemediğimi söyleyince, sağolsun yol verdi Smile. Susamamıştım. Epey bir uğraştan sonra, birinci balonu 200 metre sağından geçtim. İkinci balona ulaşmak sanki saatler sürdü. İkinci balonu varışın yanına koydular diye düşündüm. Neyse zor kötek ikinci balonuda geçtim, ama varış noktası neresi göremiyorum.  Varış noktasına büyük bir bayrak asılacak denmişti, ama denizden hiçbir şey görünmüyordu. Kafamdaki tahmini varış noktasına doğru yüzdüm. (Marmaris’te yüzerken koltuk altım kızarıp, yaralanmıştı. Sonra iyileşti. Alanya’da son metrelerde acısını duyar gibi oldum, ama yarış bitti. Sonra yine iyileşti. Kaş-Meis’te son bir kilometrede inanılmaz bir acıyla yüzdüm). Neyseki doğru yöne yüzüyormuşum. Sonunda, son metrelerde, gelip geçenlere aldırmadan yarışı bitirdim. Süremi hakemler çıkar çıkmaz söylediler: 2:26:51.

Eğer zamanım varsa, ödül törenlerinide kaçırmamaya çalışıyorum. Dereceye girenleri yalnız bırakmamak, takdirlerimizi göstermemiz gerek diye düşünürüm. Ödül  töreni saat 14:00 yapılacaktı. Gidip üstümü başımı değiştirden sonra saat 12:30-13:00 civarında geldiğimde, ödül töreninin sonuna yaklaşılmıştı. Turgut, Ömer  üstadlarda öyle düşünmüş olmalılar ki kendi madalyalarına yetişemediler. Geldiklerinde, tekrar anons edilerek madalyaları verildi.


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 09 Sep 2013 Saat 2:35pm

2013 Boğaziçi Yüzme Yarışı

 

Bir sene önce ilk defa katıldığım bu yarışta hedefim bir saatin altında yüzmekti. Geçen sene yarışı bitirdiğim andan, bu sene yarışın başlayacağı ana kadar, bu düşünce hakimdi. Ama yarış anında, aklımın bir köşesinde hep gizli kalmış bir düşünceyi faaliyete geçirdim.

Geçen sene olduğu gibi bu sene de yarıştan bir gün önce malzemeleri almaya gittim. Gün içinde yapmam gereken işleri bitirdikten sonra, saat dörde doğru Kuruçeşme’ye vardım. Saat dörtte kalkması gereken, parkuru tanıtan tekne ortada yoktu. Yaklaşık 16:15 de gelen tekne, saat 17:00 hareket etti. Varış yerinin kerteriz noktalarını tekrar aklıma kazıdım. Sonraki rotaya hiç bakmadım. Nasıl olsa geçen seneki rotayı takip edecektim. Bildiğiniz gibi, İstanbul’da iki türlü insan yaşar: İstanbul’u yaşayanlar ve İstanbul’da yaşayanlar. İstanbul’u az yaşayan birisi olarak, İstanbul’un güzelliklerini seyretmeye başladım.

Yarış günü Kuruçeşme Parkı’na doğru yürürken, arkadan Resa üstat “Sanki geri dönmek için yürür halin var” dedi. Sakin bir tip olduğumdan, genelde ağırkanlıyımdır. Sebebi bu olsa gerek. Bizim grup şurda toplanacak dedi. Beraber  forumdaki arkadaşların yanına geldik. Orada da, birazcıkta olsa yazan biri olarak ben Fuat dedim ve tanışmadığımız forumdaşlarla tanıştık. Hepinizi çok seviyorum. Bu kadar yüzme severi bir araya getirdiği için formun kurucusuna tekrar buraan teşekkürlerimi iletiyorum.

Gönlü genç olanlar birinci tekneye, genç olanlar da ikinci tekneye alındılar. Teknede wizard, likorinos ve tırkaz(efsane) ile beraberdik. Yanımıza Amerikan büyükelçisi Ricciardona gelmek istedi ama foruma üye değil diye yüz vermedikSmile. Bir ara ben onlardan ayrıldım ve aşağıya indim. Orada geçen seneden konuştuğumuz bir ingiliz bayanı gördüm. Geçen sene ne yaptığını sordum. Maalesef bitirememiş, köprünün altına gidince tekneye almışlar. Bu sene, aklımın bir köşesinde gizli kalmış düşünce öne çıkarak, Avrupa yakasına yakın yüz dedim. Umarım bitirmiştirSmile. Seneye beni tekrar görmek istermi bilmiyorum ama eğer seneye tekrar görürsem ve sorabilirsem, bitirdimi diye soracağım. Yukarıya çıktığımda kimseyi göremedim. Tekrar aşağı indim. Tuvalet sırasından arka kısım yoğundu. Bay ve bayan tuvaletlerinde erkekler sıralanmıştı. Arada bir bayan gelirse, öncelik onun oluyordu. Bu arada Sadettin Saran kuyruğu takmayarak bayanlar tuvaletine girmek istedi, sıranın olduğu hatırlatılınca (demekki kendisi fark etmemiş!) sıranın sonuna geçti. Yanında kendine eşlik eden biri vardı ve kendisi kesinlikle yüzücü değildi. Onunla konuşup duruyordu, sırada beklemekten sıkılınca yanındakine bu işi farklı türlü halledelim dediğinde, ben oradan ayrıldım. Süreyya Ahmet Kip’i görüp selamlaştık. Tekne iskeleye yaklaşacağı zaman, Ahmet Bey’in yanındakilere başarılar diledim, Ahmet Bey’ede size gerek yok siz zaten başarıyorsunuz dedim. Bazen böylede geliyorlar işte. Ahmet Bey’de hepimizin başarıya ihtiyacı var dedi.

Bizim birinci tekne iskeleye yanaştı ve biz inmeye başladık. Herşey yolunda görünüyordu. Sonra insanlar startın başlayacağı şafta girdiler. Bu arada yüksek sesle “atlamayın”, “atlamayın” diye anons yapılıyor. (Sonradan anladık ki organizasyonun önemli bir hatasıymış, suya atlayanlar tekrar çıkarılmış, süre düzeltilmeye çalışılmış, vs. Olacak şey değil). Bir daha başlangıç yapıldıktan sonra, şafta doğru giderken benim yüzmek istediğim rotada irili ufaklı bir sürü deniz taşıtı gördüm. Geri döndüm, sonlarda atlayayım belki dağılırlar diye düşündüm, ama yine aynı yerlerindeydi. Mecburen başlangıç yaptım.

Motorların yanlarından yüzerek, yaptıkları dalgalara isyan ederek, istediğim rotaya yakın rotada 2. Köprüye geldim.  Bu aşamada, aklımın bir köşesinde hep gizli kalan düşünceye uymaya başladım. Avrupa yakasına yanaştıkça yanaştım. Rumeli Hisarı’nın bayağı yakınından geçtim. Akıntı fena değildi. Fakat Rumeli Hisarı ile Akıntı Burnu arasında akıntının iyice yavaşladığını hissettim. Bebek koyunu geçipte Akıntı Burnu’na doğru yaklaştığımda ters akıntının olduğu bölgeye geldiğimi anladım. Orada resmen pusula ibresi gibi döndüğümü gördüm. Keşke zamanım olsaydı da Acemicem ile Emirgan’da bu akıntılara çalışsaydım. Yarışırken öğrenmek iyi olmadı. Düz bir hatta yüzsem Akıntı Burnu’na çarpacam. 45 derecelik açıyla Asya kıyısı yönüne yüzerek Akıntı Burnu’ndan kurtuldum. Fakat yine Avrupa yakasına yakın yüzdüğümden herşeyin farkına varmaya başladım. Geçen sene Galatasaray Adası’nı hiç görmemiştim. Bu sene ise doya doya gördüm. Yüz yüz bitmiyor. Bu finişe kadar böyle sürdü. Sonuç: Geçen seneki rota gerçekten çok güzelmiş, bu sene uygulamalı olarak görüldü ki kıyılara fazla yanaşmıyacaksın. Bu konuda, en güzel rota Butterfly ın çizmiş olduğu rota.

Süre: 1:07:38. Yarış sonrasında forumdan arkadaşların derecelerini gördüm. Herkesin derecesi çok güzeldi. Bu beni mutlu etti. Geçen sene 1:04:19 ile genel sıralamada 292. olurken, bu sene 1128. olmuştum. Deneyerek, yapılan bir yanlışı yaşamış oldum. Her yarışta, ister boğaz yarışları olsun, ister diğer yarışlar, çok şey öğrendim. Öğreneceğim daha birçok deneyimim olacağını bilmekle beraber, artık öğrendiklerimi gelecek yıllarda uygulamak zamanı da geliyordu. Kendime ait dereceleri geliştirmek ve iyileştirmek gerekliliğini hissetmeye başlamıştım.



Mesajı Yazan: b@lık@d@m
Mesaj Tarihi: 09 Sep 2013 Saat 2:47pm
Tebrikler fuat Hocam,Clap nice güzel yarışlara Thumbs Up

-------------
Taner KARAMAN
Hedef İstanbul ve Çanakkale Boğaz yarışları...


Mesajı Yazan: is_m@il
Mesaj Tarihi: 09 Sep 2013 Saat 3:32pm
Kalemine sağlık Fuat hocam. Ama bizleri fazla bekletme sıcağı sıcağına yazSmile
Boğazda çoğu zarar azı karar şeklinde karşıya yanaşmak gerektiğini öğreniyoruz her geçen yıl 


-------------
Ismail_F


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 10 Sep 2013 Saat 9:11am
b@lık@d@m, teşekkürler. Gerçi başarı adına ortada birşey yok, ama kendi çapımızda birşeyler yapmaya çalışıyoruz. En önemlisi sağlık için bütün bunlar...

is_m@il, seneye herşey rayına oturur. Sıcağı sıcağına yazarım. Öğrenmenin sonu yok, her olumsuzluktan ders almaya çalışıyoruz. Bir de insanın bazı yanlışları, kendisinin yaşaması gerek...


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 10 Sep 2013 Saat 9:44am
2013 Kandıra Cebeci Yüzme Yarışı

 

Boğaz yarışının bitiminden epey sonra 16 Ağustosta, ilk defa yarış dışında, boğazda Emirgan’da acemicemle ile birlikte denize girdim. Güzel bir deneyim oldu. Fırsat buldukça da arada, acemicem ile beraber yine denize girdik. Boğaz yarışından önce, burada antrenman yapmanın faydalı olacağına inandım.

Kocaelinde, 18 Ağustosta Kandıra-Cebeci, 23 Ağustosta Darıca, 24 Ağustosta Değirmendere ve 25 Ağustosta Karamürsel’de  yarışlar düzenlenecekti. 24 Ağustosta İznik Gölünde düzenlenecek yarışa önceden başvurduğumdan, Kocaeli’nde yapılacak yarışlardan Değirmendere hariç diğer üçüne kayıt yaptırdım.

 

18 Ağustosta Şile’den 7:30 da hareket ettim. Cebeci’ye bir buçuk saate varırım diye düşünüyordum. Saat 9:30 oldu ancak Kandıra’ya ancak gelebildim. Kocaeli il yüzmeden bir yetkiliyi arayarak durumu öğrenmeye çalıştım. Onlarda geç geleceklermiş. İlk defa bir yarışın geç başlaması işime yaradı. (Ama yinede her zaman verilen saatlere uyulması taraftarıyım). Cebeci’ye geldiğimde Resa, Mustafa ve Hakan üstatları gördüm. Hepsini Manş takım geçişleri için tebrik ettim.  Ahmet Süreyya Kip ile de selamlaştık. Baba oğul ilk defa bir yarışta yarışacaklardı.

Kayıtlardan sonra, toplu start verildi. Yaşı küçük yarışmacıların, ilk startta arada kaldıklarını bazılarının düştüklerini gördüm hiç hoş manzara değildi. Şimdiye kadar girdiğim yarışlardaki en kısa parkurdu. Yarış hemencecik bitti.  Sonuç listesinde adımı bulamadım. Ne kadar sürede bitirdiğimi öğrenemedim. Küçük bir hatamı, yoksa inanılmaz bir hata mı, yoksa bize özgü birşey mi?


Mesajı Yazan: ssüreyya
Mesaj Tarihi: 10 Sep 2013 Saat 9:20pm
Fuat Bey,

Tebrikler, çok güzel geçmiş sezonunuz.


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 11 Sep 2013 Saat 3:02pm
ssüreyya, teşekkürler. Eskiden tatilde yüzerdim, şimdi yüzerken tatil yapıyorum. Bu seneki bütün yüzme yarışmalarında en az bir, iki gün tatil yaptım. Tatil hakkım doldu, artık çalışma zamanı.


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 11 Sep 2013 Saat 3:55pm
2013 Darıca-İznik Gölü Yüzme Yarışları

 

Darıca, İznik ve Karamürsel yarışlarına üç yeğenim ile gitmeye karar verdik. Sabah erkenden, İstanbul’dan yola çıkarak Darıca’ya vardık. Manş’a katılan iki takımın neredeyse yarısı Darıca’daydı. Resa üstadı, yeğenlerimle tanıştırarak onlara yüzme aşısı vermesini sağlamaya çalıştım. Yarış, yarış startının en az beş metre ilerisinde bulunan yüzücülerin bulunmasına rağmen başladı. Derece kaygım olmamasından dolayı benim için sorun yoktu, ama diğer yarışmacılar açısından haksız rekabetti. Yarış başladı. Dört dubanın etrafında iki tur atılacaktı. İkinci turda koskaca denizde, bir o yana bir bu yana önümde çarpraz yüzen biri, iki üç kere yüzmemi engelledi. Sakin bir yapıma karşın, bu tavıra sinirlendim. En son yine önünden geçerken, kulaç atma bahanesiyle sırtına iyice yapıştırdım. Ardından koskaca denizde yer yok mu diye bağırdım. Yanımdan on metre açığa gitti. Demek ki dayaktan anlıyormuş Smile. Sonra da rahat rahat yüzdüm. Süre:34:12:36

 

Yarıştan sonra hemen İznik’e yola koyulduk. Kalacağımız yeri (İznik’in biraz dışarısındaydı) ayarladıktan sonra İznik’te gezmeye başladık. Yarışın yapılacağı iskelede, güneşin batışını izledik. Çok güzel manzaraydı. Sonra bir balıkçı geldi ve balık tutmak için hazırlığa başladı. Yanına gittik ve sohbet etmeye başladık. Her gün balık tutmaya geldiğini ve günde 5-6 sarı balık tuttuğunu söyledi. O gün tutacağı balıkları bize verecekti. Yemleri (canlı solucanlar, fazla detaya girmeyeyim) oltadaki iğnelere taktı. Sonra oltayı salladı, salladı ve fırlattı. Misina koptu, olta göle gitti. Yanında yedek oltası varmış. Tekrar aynı işlemleri yaptıktan sonra oltayı sapasağlam göle atmayı başardı. Ama oltaya, ne balık geldi ne de başka birşey. Aç kalmadan burdan gitmek gerek dedim. Rastgele diyerek, akşam yemeği yemeye gittik. Yemekten sonra festival alanını gezdik. Gençlerin kanı kaynadığından muziplikler yapmadan duramadılar. Geç saatte uyuyabildik.

Sabah sekiz civarı kalkarak, yarış yerine geldik. Kahvaltıdan sonra numaralandırma yapıldı. Toplam yüzücü sayısı 64 olarak açıklandı. Bayan, erkek, yaş grupları, 1500m, 3000m, 4500m derken hemen hemen herkesin madalya alması kesin gibi görünüyordu. Toplu olarak start verildi. Sonlara doğru iskeleden atladım. Karamürsel yarışını düşünerek normal bir tempoda yüzdüm. Birinci turu bitirirken, iskelede yarışı seyreden yeğenlerime el salladım. İkinci turda önümdeki üç kişi atak yaptı. Arkama baktım kimse yok. İstifimi bozmadan aynı tempo ile yarışı 1 saat 9 dakika ile bitirdim. (Geçen sene sürem 54 dakikaydı, bu sene dubaların konumu herhalde 3000m den fazlaydı).

Yarıştan hemen sonra, biraz da zorlama ile yeğenlerimi suya soktum. Gölde yüzme deneyimi yaşamalarını istedim. Gölün bulanıklığı ve göldeki otlar pek hoşlarına gitmedi. Yirmi dakika gibi gölde kaldık. Gölden iskeleye çıkardan, iskele merdiveninin yüksekte olmasından belimi biraz zorladım. Yemeğimizi yedik ve sonuçları bekledik. Dediğim gibi hemen hemen herkes ödül alıyordu. Bizim yaş grubuna geldiğinde birinci olarak ilan edildim. Birkaç saniye içimden, umarım yaş grubumda tek ben değilimdir diye geçirdim. Sonra ikinci okundu. İlk altın madalyamı öyle veya böyle almış oldum. Törenden sonra tekrar İznik’i ve etrafını gezdik. Akşam 11:00 de kaldığımız yere geldik. Ben İngiltere’de yaşayan yeğenimle bir odada, diğer iki yeğenimde yandaki odada kalıyorduk. Benimle kalan yeğen “amca ben de onlarla kalacam dedi” bende “tamam” dedim. 12:00 de yattım. Yanda bizim hınzırların sesleri geliyor. Sezsiz olun demeden önce biraz daha bekleyeyim dedim. Biraz sonra yana dönecem, hareket edemiyorum. Yüz üstü yatakta öylece kaldım. İskeledeki merdivende yaptığım hareket belimi çok kötü incitmiş. Ter bastı. Kendimi zor nefes alıp verirken buldum. Hayatımda ilk defa, çaresiz olmanın ne demek olduğunu hissettim. O an içimden ölmenin bu durumdan daha iyi olacağı duygusunu yaşadım. Yatalak insanların neler çektiğini anladım. Yaşamadan kesinlikle anlaşılmıyor. Çok zor. Daha sonra, zar zor telefona ulaştım. Yandaki odada kalan en büyük yeğenim fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümü birinci sınıfı bitirmiş, ikinci sınıfa başlayacaktı. Hemen onu aradım. Oda yeni uykuya geçiyormuş. Hepsi birden geldiler.  İki gündür yüzen, onlara ayak uyduran adan iki seksen yatıyor ve kıpırdayamıyordu. Yeğenim öğrendiği bilgilerle, elinden geleni yapıyordu. Kızcağızın bir ara “ah keşke okulu bitirmiş olsaydım” dediğini duydum. Daha fazla yardım etmek istiyordu. Araba kullanan olmadığından, taksi çağırın volteren ve bengal alın dedim. Onlar için de değişik bir gün oluyordu. İlaçları belime sürdük ve onlara yatmalarını söyledim. Ben, hemen hemen hiç kıpırdamadan ve uyuyamadan sabah ettim.

Ertesi gün sabah, İngiltere’de yaşayan yeğenimi otogara bırakmak, bizimde Karamürsel yarışına yetişmek planı vardı. Pazar günü yeğenimin uçağına yetişmesi için saat 13:00 civarı İstanbul’da olması gerekiyordu. Gece, onlara sabah erken kalkmalarını, ben iyi isem hep beraber İstanbul’a döneceğimizi, aksi durumda onların taksi ile otogara gitmelerini söyledim. Sabah olduğumda durumumda çok az iyileşme vardı. Hadi, siz gidip kuzeninizi uğurlayın dedim. Telefonla durumu idare ettim. İstanbul’a abime oğlunun otobüse bindiğini, benim azıcık rahatsız olduğumdan yolcu edemediğimi söyledim. Diğer iki yeğenim geldiğinde ben yataktan zor bela kalkmıştım. Herşeyi toparladıktan sonra, çok yakınımızda olan hastanenin acil sevisine gittik. Durumu anlattım. İstabul’a gidip gidemeyeceğimi sordum. Ağrı kesici ile gidebileceğimi, gittiğimde nöroloji, beyin cerrahı veya dahiliyeden birine gidip emar çektirmemi söyledi. İğne yiyerek yola koyulduk. Bir iki kilometre acı  çekerek yola devam ettim. Sonra, daha rahatladım ve sağ salim İstabul’a geldik. Bizimkiler daha havaalanına gitmemişlerdi. Durumun ciddiyetini sonra anladılar. Bu arada, büyük yeğenim gelir gelmez sürücü kursuna yazıldı.

İlk defa kayıt yaptırdığım bir yarışmaya katılamadım. Oysaki Karamürsel yarışına katılacam diye İznik gölünde keyifle yüzmüştüm. Artık seneye diyelim. Çanakkale yarışına kadar ne doktara gittim nede yüzmeye. Acemicem ile Emirgan’da yüzecektik ama acemicem rahatsız olduğunu gelemeyeceğini bildirdi. Ben de belimin ağrısından tek başıma cesaret edip yüzmedim.


Mesajı Yazan: is_m@il
Mesaj Tarihi: 11 Sep 2013 Saat 4:14pm
Sessiz sedasız neredeyse bütün yarışlara katılıyormuşsunuz. Kötü bir talihsizlik yaşamışsınız Fuat hocam geçmiş olsun. Sonra nasıl düzeldi problem?  2 hafta sonra Çanakkale'de iyileşmiş gördüm sizi.

-------------
Ismail_F


Mesajı Yazan: resa
Mesaj Tarihi: 11 Sep 2013 Saat 4:30pm
Fuat bey çok şirin yeğenleriniz var, onları yüzmeye motive edebildiysem ne mutlu bana ama hiç oralı değillerdi.
Bu sene neredeyse tüm yarışlara girdiniz sizin için keyifli ve başarılı bir sezon oldu. Eğer yetişirse Haliç maratonuna da katılır sezonu kapatırsınız.
 
Başarılarınızın devamını dilerim.


-------------
İyi şeyler inandığında, daha iyi şeyler sabrettiğinde, en iyi şeyler ise hiç vaz geçmediğinde gelir


Mesajı Yazan: enigma79
Mesaj Tarihi: 11 Sep 2013 Saat 11:28pm
Ben de şaşırdım bu yarış performansına. Bravo. Çanakkale'ye de 2 hafta bile değil 5 gün sonra geldiniz. Çabuk iyileşmiş demek ki.
Orjinalini yazan: is_m@il is_m@il Yazdı:

Sessiz sedasız neredeyse bütün yarışlara katılıyormuşsunuz. Kötü bir talihsizlik yaşamışsınız Fuat hocam geçmiş olsun. Sonra nasıl düzeldi problem?  2 hafta sonra Çanakkale'de iyileşmiş gördüm sizi.


Mesajı Yazan: Mare_Nostrum
Mesaj Tarihi: 12 Sep 2013 Saat 12:01am
Fuat Bey bu sene katılmadık yarış kalmamış,
öncelikle tebrikler yazılarınızı zevkle okudum, son yarış için üzüldüm çok geçmiş olsun
Çanakkale yazısı da gelecek herhalde :))


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 12 Sep 2013 Saat 9:57am
is_m@il, "havuz problemlerini çözemediğimden" elimden geldiğince bütün deniz yarışlarına katılmaya çalıştım. 
24 Ağustos akşamı hiç hareket edemiyordum. Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünde okuyan yeğenim yaklaşık 40 dakika tedavi uyguladı. Doğru tedavi uyguladığını şimdi anlıyorum. Artı yeğenlerimin sorumluluğundan ertesi sabah zorla da olsa ayağı kalkabildim. Sonra her gün biraz iyileşti. Çanakkale yarışında ağrılar çok hafif devam ediyordu ama sorun olmadı.

resa üstat, gençleri bilirsiniz, bazı şeylere aldırmaz görünürler ama, bilinç altlarında çok şey öğrenirler. Bir şeyi empoze etmektense, kendi istekleri ile özümselemeleri daha iyi oluyor. Büyük yeğen yüzmeye başlamak için yer aradı ama uygun bir yer bulamadı.  Memleketimizde herkesin rahat spor yapabilmesi için uygun tesisler maalesef yok.

Yarışlar keyifliydi, ama başarı adına pek bir şey yok. Haliç maratonunu ilk defa duyuyorum. Hadi bakalım hayırlısı. Başarı dileğiniz için çok teşekkürler.

enigma79, başarıdan çok, keyif almaya yönelik olunca her yarışa katılınabiliyor. Bel ağrımın geçmesi bana da mucize gibi geliyor.

Mare_Nostrum, Karamürsel yarışını kaçırmasaydım daha da keyifli olacaktı Smile. Çanakkale yazısını hemen şimdi yazıyorum. Tebrik için çok teşekkürler...


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 12 Sep 2013 Saat 10:53am

2013 Çanakkale Boğazı Yüzme Yarışı

 

Genelde Çanakkale Boğaz yarışı kayıtları 1 Ağustosta açılıyormuş. Kayıtlardan bir önce kayıt ücretinin 100TL olduğu bildirildi. Bu durum forumda rahatsızlığa sebep oldu. Bu yarışmaya katılmak istiyor, fakat yeni girdiğim güzel insanların oluşturduğu bu forumdan da bağımsız hareket etmek istemiyordum. 5 Ağustosta kayıtlar açıldı. O ana kadar yazılan yazılarda ortak bir karar çıkmamıştı. O gün iyice düşünüp katılmaya karar verdim.  Sonrada böyle bir durumun bir daha yaşanmaması için  forumda kayıt ücretleri konusunda bir başlık açtım. Açılan başlığa çok az forumdaş görüş yazdı. Ben de bunu, şöyle yorumladım: İlerideki yarışlarda kayıt ücretleri konusunda forumda olumlu olumsuz yazılar görürsen, kendi kararını bağımsız olarak al.

Geçen sene olduğu gibi bu sene de annemle babamı alarak 28 Ağustos 2013 tarihinde İstanbul’dan yola çıktık. Kalacağımız yeri ayarlamamıştım. İlk olarak Eceabat Öğretmenevini aradım. Bir günlük yerlerinin olduğunu söylediler. Eceabat’a geldiğimizde bizimkileri yerleştirdim ve akşama kadar gezdim. Ertesi gün sabah erken kalkarak şehitlikleri gezmeye başladık. Kuzeyden başlayarak Gelibolu Yarımadasındaki bütün yerleri gezdik. Gencecik insanların şehit düştüğü bu topraklarda, bu savaşı inlerin cinlerin kazandığına dair söylentiler çıkaranlara karşı bir güzel ... çektim. Savaşı kazanmaktan daha önemli kısmın, beyinleri aydınlatmak olduğunu bilen ve uygulayan Mustafa Kemal Atatürk’ü minnetle andım.  15:00-15:30 arası öğretmenevine geldik. Başka bir odada yer olduğundan o gece de orada kaldık.

16:00 vapuruna binerek Çanakkaleye geldim. Turizm bürosuna uğrayarak, Çanakkale Ticaret ve Sanayi odasını sordum. Otogarın yanında olduğunu, nereden bilet alınacağını ve hangi otobüsle gidileceğini söyledi. Aldığım biletler boşa gitti. Bir daha kullanmadım. Kayıt binasında ilk Dursun Saru’yu gördüm. Tanıdım toplantısının daha başlamadığını söyledi. Bende kayıt olmadan, toplantı salonuna geçtim ve bekledim. Bir süre sonra toplantı başladı. Rotary kulüp başkanı ilk 100TL açıklamasını yaptı. Yaptığı açıklamanın ayrıntısı sitede de yazıldı. Onun için, bu konuda fazla birşey yazmayayım. Yaptığı açıklamayı mantıklı buldum. Zaten dekontlarımızda da bağış görünüyordu. Ama yine de kayıt ücreti biraz fazlaydı. Yol, barınma, yeme masraflarını düşünürsek, bütçemizden epey miktar pay ayırıyoruz. 

Sonra emekli teknik öğretmen ve usta gemici olduğunu söyleyen biri kendinden emin, tam özgüven ile yarış kurallarını açıklamaya başladı. Başlangıç noktasına 250 metre aralıklarla kıyıya dik, üç dubanın konacağını ve yüzücülerin bu dubaları sağına alarak geçmesi gerektiğini, aksi durumda diskalifiye olacağını söyledi. Salondan bir yüzücünün balonların sıralamasını Ege Denizine döndürmesi gerektiğini söylemesini bile yanlış anlayıp, balonların sıralamasını Marmara’ya doğru sıralaması bardağı taşıran damla oldu. Çanakkale Boğaz yarışındaki olumsuzluğun yaşanmasındaki en büyük neden budur. Keşke bende bilmediğim konularda böyle kendime özgüven duyabilsem. Bu arada, geçen sene yarışı bitirememiş biri olarak, yaptığım bütün planlar çöpe gitmişti. Toplantı sonrasında Turgut üstadın yetkililerle konuşmasında, yanında bulundum. Dubaların konma sebebinin akıntıya karşı önlem olduğunu, Turgut üstadta bunun doğru olmadığını, bu sene daha çok kişinin akıntıya kapılacağını söyledi. Bende Turgut üstadı haklı çıkarmak için, yüzerken elimden geleni yaptımSmile.

Toplantı sonrası kaydımı yaptırdım. Forumdan Resa, efsane, madenizli, dolphin, pina, mare, denizsal, enigma79 ile karşılaştık ve bir süre beraber güzel vakit geçirdik. Teşekkürler... O gün 21:00 vapuru ile Eceabat’a geçtim.

Yarış günü 6:30 da arabalı vapur kuyruğuna girdiğim halde, 7:00 de kalkan vapura binemedim. Bir saat boşu boşuna orada bekledim. Yolda deniz yüzeyinde bir sürü ot gördüm, fakat yüzerken hiç karşılaşmadım. Yarış yerine geldiğimde yine forumdan birçok kişiyle selamlaştık. İskeleye yüreyerek gittik ve Eceabat vapuruna bindik. Bu arada forumdan bazı arkadaşlar Bo Derek ile fotoğraf çektirdi. (Bo Derek’in twitter ından fotoğrafı gördük). Geçen sene iskeleden verilen start bu sene sahilden olacaktı. Otobüslerle sahile geldik. Yarış başlayana kadar forumdaşlarla sohbet ettik. Bu arada madenizliye bel ağrımı anlattım (doktor olmak zor zanaat, yarışta bile rahat yokSmile) ısınarak gir dedi. Neyse yüzerken bir sorun olmadı.

Ve sonunda yarış başladı, geçen seneye benzer dalgalar vardı. Sonlarda, birkaç kişiden önce start aldım. Sahilden, dubaya yakın noktaya koşar adım giderek suya atladım. Daha birinci dubaya varmadan bana doğru yüzen birini gördüm. Herhalde yüzmekten vazgeçiyordu. Birinci dubada azcık yoğunluk vardı, ama rahat geçildi. İkinci dubaya yüzerken birinin ayağındaki çiple oynadığını gördüm, bayağı mucadele  ediyordu. İkinci dubaya geldiğimde, önümde bir sürü insan dubanın arkasında kurbağalama geçmeye çalışıyorlar ama olduğu yerde duruyorlardı. Bu insan kalabalığını nasıl yarıp geçecegim diye düşünürken, kararımı hızlı verip, yan yatıp, tek kol çekerek kalabalıktan sıyrıldım ve kimseye fazla temas etmedim. Üçüncü dubaya baktığımda , bir ve ikinci duba gibi aynı hizada görünüyordu. Biraz sonra ayağımdaki çipin gevşediğini hissettim. Ayağıma baktığımda siyah bant sarkıyordu, acaba açılıp düşecek miydi! Elimle çipin kayışını iyice bastırdım. Bir iki kulaç attıktan sonra tekrar aynı işlemi yaptım. Sonunda düşerse düşsün diyerek yüzmeye devam ettim. Bu arada üçüncü duba yok olmuştu. Dubayı gördüğümde kuzeydeydi. Akıntıya karşı yüzmeye başladım. Yüzüyorum birkaç kişi geçiyorum, dubaya bakıyorum aynı uzaklıkta. Var kuvvetimle yüzüyorum, azcık daha yakınlaşıyorum ama yine uzak. Ben bu dubayı geçemeyeceğim bıkayım diye içimden geçirdim. Arkama baktım daha bir sürü insan var, onlar bırakmıyorsa sende bırakma dedim ve devam ettim. Saat olmadığından orada ne kadar zaman geçirdim bilemiyorum. Bana neredeyse bir saat oldu gibi geliyor. Bu arada arkama baktığımda herkes Çanakkaleye doğru yüzüyor ve yakınımda hiç kimse yok. Ne oldu kural mı değişti, o anda bile, ne etraftan biri birşey söyledi, ne de ben fark ettim. Ben de son sürat Çanakkale’ye doğru yüzmeye başladım. Kilitbayır’a yaklaşmamak için çoğu zaman dik yüzdüm. Çimenlik Kalesine yaklaşırken akıntı iyice kuvvetlendi. Finişi kaçırdım ve kalenin taşlık kısmına 100 metre kala teknedeki kaptan sürenin dolduğunu söyledi. Hiç itiraz etmeden tekneye binerken, İstanbul’dan katılan biri daha yanıma geldi. Sürenin bittiğini öğrenince o da itiraz etmeden tekneye bindi. Tam hareket ederken İsmail geldi. Kaptan sürenin bittiğini söylüyor ama İsmail tam kuvvet karaya yüzüyor. Kaptan ıslık çalıyor, bağırıyor ama İsmail kararlı. Kaptan kıyıya fazla yanaşamıyor, teknenin kıyıya oturmasından korkuyor. Oturduk İsmail'in karaya çıkmasını bekledik. İsmail kıyıya çıktı ama biraz uzaktı. Tekrar 50 metre tersine yüzerek daha uygun yere çıktı. Kaptan çipi istedi, İsmail’de ben okutacam dedi. Kaptan çiplerimizi alarak bizi duşların orada bıraktı.  (İsmail'in daha sonra yazdığına göre ayaklarına iğneler batmış ve midyeler çizmişti. Bunu düşününce,  iyi ki karaya çıkmamışım dedim Smile).

İki senedir Eceabat’tan yüzerek girdiğim denizden, yarışı tekneye çıkarak bitiriyorumSmile. Şu teknelerin birini varışa koysalarda, ona doğru yüzsemSmile. Geçen sene çok açıklarda toplanmıştım (avlanmıştım). Bu sene 100 metre yakınına yaklaştım. En çok merak ettiğim şey, şu duba olayı olmasaydı, nasıl bitirecektim. Planımı uygulayabilecek miydim. Bunun cevabını, gereksiz kurallar konduğu sürece,  öğrenemeyeceğim olmamdır. (3. duba ve 90 dakika kurallarının uygulanmadığını net bir şekilde gördük. Kural koyup onu uygulamama olayını anlayamıyorum).

Yarıştan sonra karşılaştığım bütün forumdaşlar yarışı bitirmişlerdi. Bu beni çok mutlu etti. Takip edebildiğim kadarıyla çoğu bütün yıl çok iyi çalışmışlardı.

Annemleri de alarak doğru Yalova’ya gittik.

Bir yaz sezonunu daha yüzme yarışları ile tamamladım. Yarışlarda geçirdiğim zamanları, yazma fırsatı ve cesareti verdiği için, siz değerli forumdaşlara buradan çok teşekkür ediyorum. Hepinize sağlıklı güzel bir yıl diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla...



Mesajı Yazan: is_m@il
Mesaj Tarihi: 12 Sep 2013 Saat 11:21am
Kalemine sağlık Fuat hocamSmile bende keske tekneyemi binseydim dedim sonra ama karşı kıyıya kendim çıkayım dedim inadım inat lafı aklıma takıldı sanırımSmile Önemli olan kendimizle mücadele eğer kaptan dibime gelip beni almaya ısrar etseydi sanırım onu denize alırdımSmile
 
Bugün baktığımda gereksiz yere 1 saat dikine mücadele edince süre baskısıda olunca finishe çarkedince çok akıntı olan yerde en fazla 5 dk dikine yüzülse finish görülürdü diye düşünüyorum. Sonuçta önümüzdeki maçlara bakalım artık. H.sonları erken saatte senin havuza geleceğim belki denk geliriz.


-------------
Ismail_F


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 12 Sep 2013 Saat 11:29am
Benim havuzaSmile  her zaman beklerim. Hafta sonları havuzdayım. 


Mesajı Yazan: wizard
Mesaj Tarihi: 07 Jan 2014 Saat 7:22pm
Bu sayfaya biraz antreman yazma zamanı geldi bence.... Wink

-------------
Başarı için önce kendinize inanmalısınız,daha sonra harekete geçmeli ve asla vazgeçmemelisiniz Bill Gates...


Mesajı Yazan: likorinos
Mesaj Tarihi: 07 Jan 2014 Saat 8:25pm
Usta bir kalemin güzel yazıları, kendi sayfasında da şık duracak bence de...



Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 09 Jan 2014 Saat 1:50pm
Wizard, Likorinos teşvikleriniz için çok teşekkürler. Havuza girip düz yüzüyorum veya naimsar’ın bir seferinde bahsettiği gibi, garip hareketler yapıp çıkıyorum. Bu yüzden antrenmanlarım demek doğru olur mu bilmiyorum ama, bundan sonra yazdıklarımda lafın gelişi, antrenmanlarım diyeyim.

Sizlerin antrenmanlarını gördükten sonra, benim yaptıklarıma ancak gülünür. Biraz gülmek için bir kaç satır yazayım. Bizim havuzda arada sırada, yarışmalarda yaş grublarındaki dereceleri her zaman ilk üçte olan iki arkadaşımız ile karşılaşıyorum. Forumda yazmadıklarından isimlerini izinsiz yazmak istemedim. Bu arkadaşlar havuza geldiklerinde yanlarında bir çok havuz malzemesi ile geliyorlar, paletler (el ve ayak), pullboy, şnorkel ve adını bile bilmediğim bir kaç alet. Antrenmanlarını da gayet ciddi ve güzel yapıp gidiyorlar. Ben gariban ise, çıplak gelip çıplak gidiyorum. Ayıp olmasın diye iki ay önce kırlangıç tipi el paleti aldım. Şimdi elimde bir onla gelip gidiyorum :). Antrenmanlarım gayri ciddi ve kafama göre takılıyorum. Gerçi kendi içinde tutarlı olduğunu hissediyorum ama, bilimsel kanıtı olmadığından hissetmek yetmiyor. En verimli antremanımı son bir ayda yaptığım intervalli 10X100 ile yaptım. 100 metre 1.55 çıkıyor. Bir de bu sene yüzme günlerini dörde çıkardım. Hem zamandan dolayı, hemde zaman olsa kondisyondan dolayı, en fazla 50 dakika yüzüyorum.

Gördüğünüz gibi, bu antrenmanları (?) buraya yazmak ayıp olur. 2014 Ekim itibari ile teknik yüzmeyi hedefliyorum. Yazılan her teknik analizi okuyup, belki de kısa bir süre yardım alarak, teknik antrenmanlar yapmaya odaklanacağım. Güz ve Bahar dönemleri benim için inanılmaz yoğun geçiyor. Bu yüzden foruma çok az girebiliyorum. O da ancak okumak için. Bir haftalık kısa arada, üç-dört aylık son yazdıklarınızın hepsini okuyup, ancak yorum yapabildim. Az yazabildiğim için çok üzülüyorum ve hepinizden de özür diliyorum. Sizlerin zaman ayırıp değerli vaktinizi harcamanızdan dolayı sizlere çok teşekkür ediyorum.

Sevgilerimle... 



Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 17 Jun 2014 Saat 1:19pm

2014 Kaş-Meis

 

Sezonu, Meis-Kaş yüzme yarışı ile açmış bulunmaktayım. Katılımcı listelerinin, yarış tarihinden 15 gün önce açıklanması tuzluya mal olmasına rağmen, yüzme aşkına buna katlanıyoruz. Pasaport olayı da ayrı bir sürprizdi ya, o konuya hiç girmeyelim.   Organizasyonda büyük emeği geçen Ufuk Bey’e  bu konudan bahsettim. Seçimlerden dolayı böyle bir olayın yaşandığını söyledi.

13 Haziran akşamı Kaş’a geldim. Fethiye Kaş arasında yolculuk yaptığım şoför, gidiş ve dönüşte aynı kişiydi. Şivesinden o yöreden olduğu belli olan şoför, romanlardan fırlamış bir karakter gibiydi. İşini düzgün yapan, serinkanlı, herkese yardımcı olan, sempatik bir insandı. Kalkan’dan yanlış otobüse binen iki turisti kendi otobüsüne alarak, sorununu dil bilmemesine rağmen çözen, Kınık’tan binen Çinli turistin, Kınık çıkışında otobüsün Fethiye’ye gittiğini anladığında acilen otobüsten inmek isterken durduran, 10 lirasını geri verip 1 lira isteyen, dürüst şofördü. Kendi kendine, sıcaklardan bugün de herkes yanlış yöne gidiyor dedi. Bir durakta, orta kapıdan bir yolcu indi, tam hareket ederken, yan sıramdaki koltukta oturan  17-18 yaşlarındaki genç, ön kapıyı aç ben de ineceğim dedi. Şoför yörenin şivesiyle “kucaklayıpta benmi indirivereceğim” deyince kahkaha atmaktan kendimi tutamadım.

 

Otele vardığımda akşam denize girdim ve 1 km yüzdüm. Sonra da Kaş’ın üçte ikilik kısmını karış karış gezdim. Ertesi sabah ise 2 km yüzdüm. Yüzdüğüm süreyi hesapladığımda, geçen seneden daha kötü sonuç çıkacağını gördüm. İstanbul’da beraber yüzdüğümüz hocama mesaj atarak durumu bildirdim. Hocam da, moralini bozma, ilk uçakla geri dönme dedi. Peki dedim Smile. Cumartesi sabah yüzmeden sonra Kaş’ın kalan kısmını gezdim. Öğlen dinlendim. Akşam toplantı yapıldı. Yarışa katılan yüzüyoruz.com ekibinden hemen hemen herkesle selamlaştık. Sevgili doktorumuz Ahmet’i çok değişmiş gördüm. Tam bir sporcu vücuduna sahip olmuştu. Sonra bizim yüzme havuzundan arkadaşla antik tiyatroda biraz zaman geçirdik.

 

Yarış günü sabah erken kalkarak 7:20 civarında toplanma yerine geldim. Numaralandırma işlemini tamamlayarak teknelere alınma süresi boyunca yüzmeseverlerle sohbet ettik. Meis’e geldiğimizde geçen sene olduğu gibi “kalimera” ile karşılandık. Güzel bir sabahtı. Yarış yerinde, geçen sene konuştuğum sakallı Meis vatandaşı, yine oradaydı. Merhabalaştıktan sonra, bu sefer çok az konuşarak yanından uzaklaştım, çünkü yarışa zamanında başlamak istiyordum. Meis’te hiçbir şeyin değişmediğini, her şeyin aynı olduğundan bahsetti. Aslında, değişiklik kendisinde vardı, bu sefer ayakkabıları yoktu, ayakları çıplaktı Smile.

 

Yarış başladı, ilk 1500 metre tam istediğim gibiydi. Her 500 metrede saate bakıp süre kontrolü yapıyordum. Sonraki 500 metrelerde süre uzamaya başlamıştı. Bu sene, geçen sene olmayan, akıntı vardı. Ama akıntıyı tam çözemedim. Hedefin sağına kaydığımda sola dönüyorum, bu durumda sola çok kayıyorum, sağa döndüğümde tekrar sağa kayıyorum. Orta kısmı, zikzaklar çizerek geçtim. Bu arada, bir kano bana doğru gelmeye başladı. Eyvah dedim, geçen seneki gibi beni durdurup, su isteyip istemediğimi sormaz inşallah. Bir süre sonra baktım, kano yanıma gelememiş. Başımı kaldırıp ileriye baktığımda, kanodaki genç düşmüş, kanoya çıkmaya çalışıyor. Yanından geçerken daha çıkmak için uğraşıyordu. Yaklaşık bir kilometre sonra ikinci kano yaklaştı. Yüzerken elimi, hayır istemiyorum anlamında salladım. Anladı ve fazla yaklaşmadı. Son bir kilometrede yorulmuştum, ama süre daha iyiyi gösteriyordu. Sonunda ben bitmeden yarış bitti. Süre: 2:49:08.

 

Bu sene, antreman sayısını dörde çıkardığım halde, geçen seneki Fuat, bu seneki Fuat’a fark attı. Boğaz yarışında da böyle olmuştu. Hangi senedeki Fuat diğerini geçecek karıştırıyorum, ben Naimsar’ın sayfasına bir daha bakayım Smile. Deniz yarışlarının bu özelliğine bayılıyorum. Her an beklenmedik birşey olabilir. İstanbul Boğazı yarışında görüşmek üzere...

Sevgilerimle...



Mesajı Yazan: Mare_Nostrum
Mesaj Tarihi: 17 Jun 2014 Saat 8:26pm
:)
Fuat Bey geçen seneki sizi bilmiyorum ama :) genele baktığımda süreniz gayet iyi gözüküyor, tebrikler!


Mesajı Yazan: amadeus!
Mesaj Tarihi: 17 Jun 2014 Saat 9:50pm
Önemli olan yarışmak ve keyif almak olduğuna göre, süre ve dereceyi fazla önemsememek lazım. Tebrik ederim. Nüfusunun %99'u 100 metre yüzemeyen bir ülkede bu yaptığınızın önemi daha da artıyor.Clap

-------------
Spor yapabiliyorum; demek ki özgürüm!


Mesajı Yazan: pina
Mesaj Tarihi: 18 Jun 2014 Saat 8:40am
Sevgili Fuat seni çok tebrik ederim, çok güzel bir yazı ve çok güzel bir derece... Bu arada şaka bir yana beni de geçmişsin, yaş grubumuz git gide zorlaşıyor Smile


Mesajı Yazan: Nuri Alper
Mesaj Tarihi: 18 Jun 2014 Saat 1:17pm
Fuat tebrik ederim. Çok güzel bir yazı olmuş.
Darısı bizim başımıza...Smile


-------------
Nuri Alper Ulupınar


Mesajı Yazan: Dolphin
Mesaj Tarihi: 18 Jun 2014 Saat 2:40pm
Fuat Bey,
Bu seneki yarış geçmiş 2 seneye göre daha zordu,dolayısıyla süreler herkesde daha fazla çıktı.
Bu yüzden  derecenizi geçen seneyle kıyaslamayın.Haftada 4 antreman kesinlikle faydalı olmuş,sürenizden dolayı tebrik ederim.


Mesajı Yazan: resa
Mesaj Tarihi: 18 Jun 2014 Saat 9:30pm
Fuat bey dereceniz gerçekten çok iyi, tebrik ederim.

Geçen sene deniz yarışçıların lehineyken bu sene alehineydi.

Haftada dört antreman çok yeterli ve bence çok faydasını görmüşsünüz.



-------------
İyi şeyler inandığında, daha iyi şeyler sabrettiğinde, en iyi şeyler ise hiç vaz geçmediğinde gelir


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 19 Jun 2014 Saat 11:41am
Mare_Nostrum, bende Naimsar gibi kendi kendimle yarışmak istediğimden sonuç pek istediğim gibi olmadı. Teşekkürler...
amedeus!, üstad, bizim gibiler yarışmaya zaten başka amaçla katılmıyor. (Üstatlara figüranlık ediyoruz). Yorumunuza katılıyorum, değerli yorumunuz için teşekkürler...
pina, şakayla geçmişimdir. Gerçekten geçmek isterdim herhaldeSmile. Seneye yaş grubum değişiyor. Dönem dönem farklı yaş aralıklarının gelmesi güzel oluyor.
Nuri Alper, teşekkürler. Yarışta olsaydınız beni geçerdiniz. Onun için darısı benim başıma diyeyim.
Dolphin, evet, geçen seneye göre biraz zor gibiydi ama bu kadar farkta biraz fazla oldu. 23 dakika fazla. Bende sizi tebrik ediyorum. Teşekkürler...
resa, dört antrenman ile son noktaya gelmiş bulunuyorum. Daha fazlasını istesemde yapamam. Böyle devam etmeyi düşünüyorum. Çok teşekkürler...


Mesajı Yazan: enigma79
Mesaj Tarihi: 19 Jun 2014 Saat 10:52pm
Bu yıl 3 saatin altı dereceler gayet başarılı dereceler bence gördüğüm kadarıyla. Tebrikler.


Mesajı Yazan: acemicem
Mesaj Tarihi: 22 Jun 2014 Saat 2:18am
Yüzme arkadaşımı tebrik eder başarılarının devamını dilerim.

-------------
"Deniz den korkmayan denize girmesin!..." Jacques-Yves Cousteau


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 24 Jun 2014 Saat 10:18am
enigma79, kendimi başarılı bulmuyorum, ama idare eder. Tebrikler için teşekkürler...
acemicem, başarı dileklerin için teşekkürler...


Mesajı Yazan: amadeus!
Mesaj Tarihi: 24 Jun 2014 Saat 10:28am
Fuat selamlar. Tekrar tebrik ederim. Bence bu yarışlarda aslında herkes kendisiyle yarışıyor. Bence kimse üstat değil, herkes gelişim sürecinin bir basamağında. Kimisi fiziksel olarak gelişirken ve kendi en iyi derecelerini yaparken kimi sakatlıklarla boğuşuyor. Herkesin ortak noktası, belki diğerlerinden öğreniyor olması. Herkesin bir hedefi var, örneğin benimki her zaman tekniğimi geliştirmek olmuştur. Ne kadar sürede yüzdüğümden çok, nasıl yüzdüğümle ilgileniyorum.

-------------
Spor yapabiliyorum; demek ki özgürüm!


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 24 Jun 2014 Saat 11:01am
amadeus üstad,

Yüzme konusunda bilgisi, tekniği benden daha iyi, karakteri, çalışkanlığı örnek alınan yüzücülere ben üstat diyorum. Bazen bazı yüzme severlere üstat yazmamış olabilirim, ama biliyorum ki forumdaki çoğu yüzücü benim üstadımdır. Sizinde, bu sitedeki emeğinizden tutun, yazdığınız teknik yorumlara kadar herşeyiyle üstat ünvanını hakkettiğiniz çok açıktır. 

Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Bunlara ek olarak asıl amacım, sağlık için yüzmektir.


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 01 Jul 2014 Saat 12:10pm

Boğaziçi'nde Yüzmek

 

İlk defa denize, ortaokul 2. sınıfta(şimdilerde 7.sınıfa denk geliyor) Moda'da girmiştim. Acıbadem'de oturuyorduk. Arkadaşlar, bir gün denize gideceklerini söylemişlerdi. Bende, onlara takılmıştım. Aileden izin aldığımı hatırlamıyorum. O zamanlar özgür bir dünyada yaşıyorduk. Çocuklar oyun için bahçeye, sokağa çıkar, hiçbir tehlike olmadan akşama kadar oynarlardı. Eve acıktığımızda uğrar, sonra tekrar sokağa çıkardık. Gün kararmadan evde bulunmak, yeterliydi. Cep telefonsuz ve bilgisayarsız bir dünyadaydık.

O gün, ilk kez denize giriyordum ve yüzme bilmiyordum. Girdiğimiz yerde, havuz şeklinde yapılmış, çocukların rahat girebileceği bir yer vardı. Deniz, tertemiz ve herşey çok güzeldi. Çocuklar soyunduğunda garip bir durum vardı. Herkes yanık, ben ise süt beyazı bir vücuda sahiptim. Çocuk aklımla, bakışlardan çok utanmıştım. Oysaki okuduğum ilkokulda, karınlarımızı açar kim daha beyaz diye yarışma yapardık. Bir yerde beyaz olmak önemli iken, bir başka yerde yanık tenli olmak güzeldi. Neyse utangaçlık kısa sürdü ve gün boyu çok güzel eğlendik. Eve dönme zamanı yaklaştıkça, bana birşeyler olmaya başladı; Bütün vücudum kızarmaya başlıyordu. Akşam eve gittiğimde, dayanılmaz bir acı başlamıştı ve hiçbir yerime dokunulmuyordu. Kremler, yoğurtlar hiçbir şey kar etmiyordu. Günlerce yatamadım. Bir hafta sonra, acılarım azaldı ve bütün derim soyuldu. Sonraki denize girişlerimde birşey olmamıştı. Ertesi sene bu yaşananları unutup, aynı şeyleri yaşamanın sebeplerinden birkaçı şunlar olabilir; Kafa fazla çalışmıyor, balık hafızası, çaresizlik, vs...Aynı ülkemin durumu gibi.

Daha sonraları, artık İstanbul kıyılarında denize girilmez oldu. Aşırı kirlenme vardı. Bizde, artık biraz büyümüştük. Adalara, yüzmeye giderdik. Ve zaman geldi, adalarda yavaş yavaş kirlenmeye başladı. Sonraları, Şile'nin keşfi. İstanbul'da denize gireceksek hep Şile'ye gittik. Denizini bildiğinizde, hiçbir zararı olmayan , ama maalesef yüzlerce gencin boğulduğu bir yerdi. Gencecik 15-20 yaş aralığındaki çocukların, daha çok da kendilerini kanıtlamak istedikleri çağlarında, aramızdan ayrılışlarına çok üzülmüşümdür. Doğaya karşı gelmemenin belkide, ilk öğrenileceği yerdi. Balık değilsen, akıntıya karşı yüzmeyeceksin. Denizi tanıyacaksın, öğreneceksin, gözlemleyeceksin ve onunla uyum içinde olacaksan, yaşayacaksın. Yaklaşık 25 yıldır hemen hemen her sene, Şile'de denize girdim. Kasım ayında bile, denize girmişliğim oldu. Genelde suyun sıcaklığı, Kuzey Ege'den daha sıcaktır. Dönem dönem yazın ortasında bile, bir veya iki gün çok soğuk olur. (Kaç derece olduğunu bilmiyorum). İki dakika denizde yüzmenize izin vermez. Onun dışında hayatın kendisidir, Şile. 

Çocukluğumdan beri içimde ukde olan ise, Boğaziçi'nde yüzmektir. Boğaz'ın, eski güzel ve temiz halini düşünüp, o dönemlerde Boğaz'da yüzmenin keyfini hep tatmak istemişimdir. Boğaz'da ne zaman yüzmek istersem, çok sevdiğim bir bayan arkadaşımın anlattıkları aklıma gelir. Çocukken ailecek yazları, Yeniköy'de yazlık kiralayıp, üç ay denize girerlermiş. Sahil yolundan günde bir veya iki araç geçermiş. Boğaz'ın suyu tertemiz ve hemen hemen bütün gün sudan çıkmazlarmış. Yaşadıklarını anlattıkça, kendimi o dünyada bulmuş gibi hissetmiştim. 

Bu duygularla, geçen sene acemicem ile Emirgan'da yüzdüğümde gerçek dünya ile karşılaştım. Arkanda vızır vızır akan bir trafik, önünde deniz anaları ve sen birden kendini "ulan ben neredeyim" diye söylenirken buluyorsun. Ama bunları görmezden gelirseniz, zevki gerçekten güzel oluyor. Aslında, geçen sene girdiğim çoğu zamanlarda, deniz anaları yoktu ve su nispeten temizdi.  Boğaz yarışlarında, yarışın etkisiyle biraz yarış moduna girdiğinizden, Boğaz'da yüzmenin keyfine tam varamıyorsunuz. Onun için şartlar ne olursa olsun, Boğaz'da yüzmek adına Emirgan'da yüzmeye devam. Dün açılışı yaptım. Ne kadar yüzdüm 200 metre, su çivi gibiydi, ama çıktığımda kendimi çivi gibi hissettiğimden , yüzmeye devam...




Mesajı Yazan: Mare_Nostrum
Mesaj Tarihi: 01 Jul 2014 Saat 1:01pm
Fuat bey yarış sonrası izlenimlerinizi merakla bekliyor olacağım
Şimdiden bol şanslar dilerim


Mesajı Yazan: wizard
Mesaj Tarihi: 12 Jul 2014 Saat 8:57am
Fuat bey, Kaş- Meis yarışındaki dereceniz çok güzel. tebrik ederim. 4 antreman ile güzel işler yapıyorsunuz, azminiz örnek alınmalı... 

Deniz kenarında -Gelibolu- çocukluğu geçmiş biri olarak denizle içiçe yşamlar hep burnumda tüter, yazınızı o keyif ve hayallerle okudum. Teşekkür ederim. Allah kimseyi denizden ayırmasın... 


-------------
Başarı için önce kendinize inanmalısınız,daha sonra harekete geçmeli ve asla vazgeçmemelisiniz Bill Gates...


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 22 Jul 2014 Saat 9:24am
Mare_Nostrum, çok teşekkür ederim. İzlenimlerimi hemen şimdi yazıyorum.

wizard, benim de çocukluğumun bir kısmı temiz, güzel, karlı ortamda geçtiği için  denize hasret yetiştik. Yaşadığın her ortamın tadını çıkarmak en güzeli.


Mesajı Yazan: is_m@il
Mesaj Tarihi: 22 Jul 2014 Saat 9:30am
Merakla bekliyoruz hocam,
 
Bu yıl senin yılın farketmedim sanma:)


-------------
Ismail_F


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 22 Jul 2014 Saat 10:54am

2014 Boğaziçi Yüzme Yarışı

 

Geçen seneki yarışmadan aldığım dersten sonra, bu sene yarışa girmeden  önce, Emirgan’da yedi kez yüzdüm. Bu yüzmelerden faydalandığımı söyleyebilirim. Kuruçeşme’deki akıntı kadar olmasa da, Emirgan’da değişik akıntılar var. Bu akıntılara karşı, daha rahat yüzülüyor ve akıntıya karşı yüzmek için iyi bir antrenman oluyor.

İki senenin verdiği deneyime göre, bu sene kendime bir rota çizdim. Ama, yarış sonunda anladım ki, bu deneyimler yeterli gelmeyecek ve her sene yeni birşey öğreneceğim. Boğaziçi, canlı bir deniz  ve her sene insana birşey öğretiyor. Bunlarda, başkalarına aktarılacak deneyimler değil. Herkesin bu deneyimleri, kendisinin yaşaması gerekli. Genel bir doğru var ama kesin bir doğru yok.

 

Cumartesi günü, çantalarımızı almak için Ali Hocam ile birkaç gün öncesinde buluşma saatini saat 15:00 olarak ayarlamıştık. Şansımız yaver gitti ve Cumartesi günü sabah yaşanan yoğun yağmurdan dolayı, bir daha saati değiştirmek zorunda kalmadık. Saat 15:30 civarı Kuruçeşme’ye geldik. Çanta kuyruğu vardı ve yaklaşık yarım saat kuyrukta bekledik. Beklerken bizim havuzdan Fatih’i gördük ve biraz sohbet ettik. Daha sonra Efsane ve Okan Bey’le karşılaştık. Yuzuyoruz.com ekibininde bir kısmı oradaymış. Hatırladığım kadarıyla (unuttuklarım bunaklığıma versinler) Resa, Dolphin, Mare_Nostrum, Likorinos, Tria ile merhabalaştık. Sonrasında tekne turu için yanlarından ayrıldık. Teknede Ali Hocama, iki senede yaşadığım deneyimlerden bahsettim ve güzel yabancı kızların arasında, güzel Boğaziçi'nde, güzel bir yolculuk yaptık.

 

Yarış günü saat yedide Ali Hocam ile buluşup, 7:30 civarında Kuruçeşme’ye geldik. Yerler ıslak olduğu için, Samsungun verdiği yer örtüsünden aldık ve çimlere uzandık. Bu arada, sevgili naimsar’ı gördüm. Selamlaştık ve başarı diledim. Kardeşi ile yarışacağını unuttuğumdan o anda kardeşi için başarı dileyemedim. Güzel bir yarışma çıkardıklarını okuyunca, sonradan mutlu oldum. Kanlıca’ya gitmek için tahsis edilen şehiriçi vapuruna bindik. Vapurun arka kısmına geçerek, ters akıntının getirdiği çöpleri izlemeye başladık. Minik su şişesinden, damacanaya kadar boy boy su kaplarını, burada yazamayacağım bir sürü çöpü, varış noktasında seyretmek pek hoş olmadı ama, moralimizide bozmadı. Çöplerin hareketinden, ters akıntının kuvvetli olduğu görülüyordu. Biraz üşüyünce içeri geçtik, sevgili İsmail’i gördük. Biraz sohbet ettik. Şaftın vapura yanaştırılması bitmiş ve yarışın başlamasına az kalmıştı. Yalnız kalma zamanı gelmişti. Lavaboya gittim, sıra vardı. Çıktığımda yarış başlamıştı. Bu arada Turgut üstadı gördüm. Selamlaştık ve start için şafta doğru ilerledik. Sarı ve yeşil bonelilerin birlikte atladıklarını gördüm. Güya, önce sarı boneliler sonra da yeşil boneliler atlayacaktı.

 

Şafta gelerek, suya atladım. Atlarken, tenha bir zamanı ve yeri seçmeme rağmen, suya batıp çıktığım aralıkta, birinin bana değdiğini gördüm. O kadar sakınmama rağmen, bunu nasıl becerdi şaştım. Bu nasıl anlayıştır, anlayamadım. Sonra, belirlediğim rotayı izlemeye başladım. Ali Hocam da daha önce atlamış ve beni Rumeli Hisarı civarında görmüş. Yanından geçerken seslenmiş, ama ben duymadım. Çıkış noktasına yaklaştığım zaman, ters akıntının geniş bir alana yayıldığını anladım. Belirlediğim rotamdan 100-150 metre erken finişe girdiğimden, son 200 metrelik bölümde ters akıntı ile iyi mücadele ettim ve yarışı bitirdim. Bitirdiğimde, Nihat Usta’yı gördüm. Geçen sene ile kıyaslamak için, birincinin ne kadar sürede bitirdiğini sordum. 41 küsur dakika deyince bu senenin biraz zorlu olduğunu anladım.

Bitirir bitirmez hemen duşumu alarak, çanta sırasına girdim. Önümde yaklaşık 15 kişilik grup olmasına rağmen, 15 dakika sonra yine aynı sayıda insan vardı. En az yarım saat bekledikten sonra, çantamı alabildim. Hemencecik giyindim. Giyindikten sonra sevgili Mare_Nostrumu gördüm. Süremin ne kadar olduğunu sordu. Daha bilmediğimi söyledim. Ben çıktığımda ekranda süreleri göstermiyordu. Bende hemen duş alıp, çantamı ve sertifikayı alıp, o işlerden kurtulayım diye uğraştım. Sertifika kuyruğunda süremin 1:10 civarında çıkacağını bekliyordum. Nedeni çanta ve sertifika kuyruğunda beklerken hemen hemen herkesin, ben geçen sene elli küsur dakikada bitirdim, bu sene bir saat küsur dakikada bitirdim söylemleriydi. Sertifikamı aldığımda süreme sevindim. Süre:59:41.

 

Yarış sonrasında, sevgili Wizardı gördüm. Ali Hoca ile tanıştırdım. Sohbet ettik. Daha sonra fazla konuşamazsak ta Hermias ile tanıştım. Basbariton ile kısa görüşmemiz oldu. Son olarak Dursun Saru’yu kutladım. Yarış hakkında kısa bir konuşma yaptık. Böylece bir yarışı daha geride bırakmış olduk. Bugün havuzda Ahmet Nakkaş’ı gördüm, büyük başarısından dolayı tebrik ettim Montreal’daki yarış için başarılar diledim.

Diğer yarışlarda görüşmek üzere... 


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 22 Jul 2014 Saat 10:55am
is_m@il, sağol, geç oldu ama yazdım.


Mesajı Yazan: enigma79
Mesaj Tarihi: 22 Jul 2014 Saat 2:54pm
Fuat abi tebrik ederim. Derecen müthiş. Bu yılın yıldızı sensin. Fazla antrenman da paylaşmıyorsun ama çalışmadan elde edilecek bir gelişme değil bu. Çanakkale'de de başarılar dilerim. Görüşmek üzere.


Mesajı Yazan: wizard
Mesaj Tarihi: 23 Jul 2014 Saat 10:54am
Fuat bey, sizi tebrik ederim. Güzel bir derece. Yaptığınız antremanların karşılığını almak bu olsa gerek. Sizinle tekrar karşılaşıp, yüzyüze sohbet etme imkanı bulduğum için çok mutluyum. Ali hocam'ı da tebrik ederim. Saygı ve hürmetlerimi sunarım...


Mesajı Yazan: resa
Mesaj Tarihi: 25 Jul 2014 Saat 11:29pm

Fuat bey Meis-Kaş yarışındaki güzel dereceden sonra bu yarıştaki başarı hiç sürpriz olmadı.

Güzel derecen için tebrik ederim.



-------------
İyi şeyler inandığında, daha iyi şeyler sabrettiğinde, en iyi şeyler ise hiç vaz geçmediğinde gelir


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 31 Jul 2014 Saat 6:19pm
enigma79, çok teşekkürler. Bu sonuçlar antrenman sayısını haftada dörde çıkardığımdan. Birde antrenmanlarımı verimsiz de olsa hiç aksatmadım. 
wizard, çok teşekkürler. Pozitif enerjin ile seninle karşılaşmak benim için de çok güzel oldu. Ali Hocam'la kulağını çınlatıyoruz. 
resa üstad, Meis-kaş sonucumu beğenmedim ama bu yarış sonucum iyiydi. Çok teşekkürler...


Mesajı Yazan: amatör
Mesaj Tarihi: 31 Jul 2014 Saat 8:27pm
Fuat Bey,

Dereceniz çok iyi tebrik ederim. Dikkatli gözlemlerinizi kendi üzerinizde de uygulamışsınız.




Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 04 Aug 2014 Saat 12:16pm
amatör, çok teşekkürler. Arada sırada kendime de faydam dokunuyorSmile.


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 04 Aug 2014 Saat 4:13pm

2014 Değirmendere  Yüzme Yarışı

 

Saat 10:00 da yapılması belirtilen Değirmendere Yüzme Yarışı’na hazırlık, sabah altıda yapılan kahvaltı ile başlandı. Erkenden yola çıkarak, yaklaşık bir saat on beş dakikada Değirmendere’ye geldik. Saat 8:45 idi. Masterlar yarışı ise 12:38 de yapıldı. Belirtilen saatten 2 saat 38 dakika sonra. Bu konuda, çok fazla birşey söylemek istemem. İyi niyetle düşünürsek, şenlik havası içinde geçmesini istediğimiz yarışlar böyle olur diyebiliriz.

 

Yarışma yerinde, önce Dursun Saru’yu gördüm. Daha sonra, S. Ahmet Kip ve Turgut Esen’i gördüm. Daha sonraları Resa ve Dolphin üstadlar, butterfy ve simayen tanıdığım ama isimlerini bilmediğim bir çok yüzme severle karşılaştık. Umut Salar’ı ismen ve simayen tanısamda tanışmamıştık. Tanıştık ve biraz sohbet ettik. İki sene öncesinin birincisi, Abdülselam Çalkan ile de selamlaştık. Fazla sıcak olmayan, güzel bir gündü.

 

Yarış başladı. Sabah nispeten güzel olan deniz dalgalanmaya başlamıştı. Dikdörtgen şeklinde kurulan dört dubanın etrafında dönülüp, varışa varılacaktı. Gidiş, dalgalara karşı idi ve zorluydu. Gidiş tarafında, deniz analarının yoğunlukta olduğu bir iki bölgeye girdim. Denizde değil de deniz analarının üzerinden yüzerek ilerledim. Yarış dışında, asla deneyeceğim birşey değildi. (Emirgan’da bu kadar olmuyordu). Dönüş rahattı. Grubumdaki 22 kişiden 10. olmuştum. Süre: 42:52. (İki sene önceki süre ile aynı).

 

Bu yarışta ki deneyimlerim şunlar: Rotayı iyi oturtamamak. Yüzerken de farkındaydım, sonrada verilere baktığımda dikdörtgenin uzun kollarını iç bükey olarak geçmişim. Gidişte bu yanlış dubayı hedef aldığımdan, dönüşte de akıntıdan dolayı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Emirgan’da denize girdiğimde daha 100 metre yüzmeden sol gözümde acılar başladı. Sol gözüm kapalı yüzdüğüm halde, çok acı hissettiğimden, 2km yüzmeyi düşündüğüm denizden 800 metre yüzerek çıktım. Yarım gün gözümü açamadım. Görüşüm, çok bulanıktı. Doktorumuz bunun, yüzme gözlüğünü çok sıkmamdan kaynaklandığını söyledi. Gözlükle yüzmemi yasakladı, ama bunun imkansız olduğunu söyledim. Asıl işimin yüzme olmadığını, gözlerimin daha önemli olduğunu vurguladı. Gözlüğü gevşetmek şartı ile, bu yarış için izni zor aldım. Bu durumda da dalgalara karşı yüzerken gözlük yüzümde dönmeye başladı.  Buda bana ikinci ders oldu.

(Gözler miyop olunca, yüzmede derdi de büyük oluyor. Görme sorunu olanlar bu derdi iyi bilir. Duruma göre, avantaj veya dezavantajları var. Denizden çıktığınızda eşiniz diye başka bayanların yanına oturabilir veya tokat yiyebilirsiniz. Neyseki daha tokat yemedim. Bu yüzden, uzun süredir numaralı yüzme gözlüğü kullanıyorum. Gözlerimin görüşü iyi olsa, deniz yarışlarında gözlük kullanmayabilirdim. Klordan dolayı havuzda ise kullanmak şart. Gözlük işini ciddi ciddi halletmem gerekiyor, yoksa durum gerçekten ciddi bir hal alabilir. Yüzmeyi kesinlikle bırakmak istemem).

 

Bu arada gruplarında birinci olan, Ayşe Yasemin Yıldırım, Dursun Saru ve Turgut Esen’i tebrik ederim.

 

  http://connect.garmin.com/modern/activity/556251117" rel="nofollow - http://connect.garmin.com/modern/activity/556251117




Mesajı Yazan: amatör
Mesaj Tarihi: 04 Aug 2014 Saat 10:35pm
Fuat Bey,

Dereceniz için tebrik ederim. Gözlük problemine rağmen 42 dk iyi yüzmüşsünüz.

Deniz analarından bu sene çekeceğimiz var anlaşılan. Bayram dönüşü Lapseki vapur iskelesinde eflatun-mor renginde deniz anaları sürüleri gördüm. Umarım sadece orada yaşıyorlardır.



Mesajı Yazan: likorinos
Mesaj Tarihi: 05 Aug 2014 Saat 12:26am
Fuat Hocam, ben seni boğaz yarışındaki çok takdir ettiğim derecen için kutlama fırsatı bulamadan sen araya bir deniz yarışı daha sıkıştırmışsın. İmrenerek takip ediyorum, her iki yarış için de tebrik ederim!

Attan düşenin halinden attan düşen anlarmış. Gözlük ile ilgili Değirmendere'de yaşadığın sıkıntıyı kendi başımdan geçmiş tadında hissettim... 
Gene de su aşkı herşeyden baskın çıkıyor her seferinde...





Mesajı Yazan: enigma79
Mesaj Tarihi: 05 Aug 2014 Saat 12:50pm
Geçmiş olsun. Gözlükle ilgili durumu çok iyi anlıyorum. Ben de küçüklüğümden beri ileri derecede miyopum. Uzun yıllardır da lens kullanıyorum. Deniz gözlüğü benim için de çok kritik. Her yarış öncesi gözlüğümü uzun uzun kontrol eder, ayarlar ve sıkıntı yaşamamayı umarım. 2 yıldır çok memnun olduğum bir gözlüğüm var ve yıpranmaması için çok iyi bakıyorum. Yine de önümüzdeki yıl muhtemelen eskidiğinden kullanamayacağım. Şimdiden arayıştayım. Güzel ve rahat ettiren gözlük bulmak kolay değil.


Mesajı Yazan: is_m@il
Mesaj Tarihi: 05 Aug 2014 Saat 5:28pm
Tebrikler Fuat hocam, bir yarışıda başarıyla bitirmişsin.

-------------
Ismail_F


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 08 Aug 2014 Saat 9:28am
amatör, çok sağol. Deniz anası sorunu ortadan kalkmayacağına göre, onlarla uyum içinde yaşamayı öğreneceğiz artık. Onlarla temas ede ede, bazen kabarsada, vücudum onlara alıştı gibiSmile

likorinos, tebrik için çok sağol. Deniz yarışlarını seviyorum. Fırsatını buldum mu hiç kaçırmıyorum. Keşke hep birlikte yüzebilsek. Çok güzel olurdu.

enigma79, çok sağol. Lens kullanmak bende problem yarattığından, bana uygun olmadı. Bu yüzden numaralı yüzme gözlüğü kullanıyorum. Bu durumda da fazla seçenek olmuyor. Umarım, istediğin, memnun kaldığın gözlüğün benzerini bulabilirsin.

is_m@il, çok sağol. 10. olmak başarı değil ama, sonuncu da olsam yarışmaya katılırım. Katılım, başlı başına güzel bir olay. Bu yarışlara neden katılmıyorsun? Hep birlikte, güzel olur.



Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 08 Aug 2014 Saat 9:32am
Kanada'nın Montreal kentinde yapılan, 15. Dünya Masterler Şampiyonasında, 50-54 yaş grubunda,

1) 50 metre serbestte 25.63 derecesi ile dünya ikincisi,
2)100 metre serbestte 55.74 derecesi ile dünya birincisi,
3)200 metre karışıkta 2:22.95 derecesi ile dünya birincisi

Ahmet Nakkaş'ı, bu olağanüstü başarısından dolayı çok tebrik ederim. 

(Hatırlatma: Boğaziçi Yüzme Yarışı'nı da 44 dakika ile tamamlamıştı).


Mesajı Yazan: is_m@il
Mesaj Tarihi: 08 Aug 2014 Saat 3:33pm
Fuat hocam, senin sessiz sedasız neredeyse tüm açık deniz yarışlarına katılmanı ve iyi bir dereceyle bitirmeni hem takdir ediyorum hemde imreniyorum. Bende katılmayı çok isterim ama ne buna zamanım var nede antrenman yapabiliyorum yeterince.
 
Şimdilik yıllık İstanbul, Çanakkale ve Kaş-Meis yarışlarına katılmak hayalim var. Bunu bile tam yapamıyorum. İnşallah önümüzdeki senelerde birlikte yarışırız.


-------------
Ismail_F


Mesajı Yazan: wizard
Mesaj Tarihi: 08 Aug 2014 Saat 7:02pm
Fuat bey, valla şapka çıkarıyorum size, gözlük prob. rağmen güzel derece... Emeklerinizin karşılığı tabiki bunlar..


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 17 Aug 2014 Saat 7:29pm
is_m@il, benimde dileğim ilerideki yıllarda seninde her yarışa katılman ve birlikte güzel yarışmalar yapmak. Umarım en kısa zamanda gerçekleşir.

wizard, çok teşekkürler ama, birşeyi vurgulayayım. Gözlük problemi vesaire, dereceği çok az etkileyen faktörler. Bunlara bahane etmek için yazmadım. Hatta yazmamayı düşündüm ama, gerçeklerde yazdığım gibiydi. 


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 20 Aug 2014 Saat 9:51am

2014 Kerpe  Yüzme Yarışı

 

Geçen sene Cebeci’de yapılan yarış, bu sene Kerpe’ye alınmıştı. İyi ki öyle yapmışlar. Çok güzel bir koy ve deniz vardı. Rotayı da güzel hazırlamışlardı. Değirmendere’den sonra burası şeker gibi geldi. Herkesin genel görüşü, buna yakındı. Ayrıca organizasyon hataları aza inmişti ama, yine de düzeltilmesi gereken epey şey vardı.

10:40 da yarış başladı. Başlangıç suyun içinden başladı. Dikdörtgen şeklinde yerleştirilen, dört dubanın etrafından geçilerek 2km tamamlanacaktı. 1. ve 2. kısa duba geçişi bittikten sonra, 2. ve 3. duba arasını hemen hemen bir ip gibi geçtim. Bunun nedeni 3. dubayı net görmemdi. Bu etapda Resa Üstat kendisini burada geçtiğimi söyledi. Ben, ne geçtiğimi, nede geçildiğimi gördüm. Çok yakın yüzünce insanları tanıyabiliyorum. Son yarıştaki rota hatasını, bu yarışta daha az hatayla yalnızca  3. ve 4. kısa duba geçişinde iç bükey yaparak, biraz düzelttim. Bunun nedeni 4. dubaya düzgün bakmamam ve 4. dubanın olması gereken yerden daha yukarıda olmasındandı. Dikdörtgen bozulup yamuk oluyordu:) 3. dubayı  geçtiğimde yanımdakilerden bayağı uzaklaştım. O zaman, 4. dubaya baktığımda yukarıda olduğunu farkettim.  4. dubadan sonra, 1.  sarı dubanın yanındaki kırmızı dubanın etrafından yüzülüp,  sahildeki varış noktasına gelinecekti.

 

4. dubadan itibaren Butterfly solumda, ben ortada ve sağımda tanımadığım biri ile beraber yüzdük. Butterfly bir kulaç atarken ben iki kulaç atıyordum. Bu bölümde, çok rahat yüzdüm. Hiç dubalara bakmadım. Butterfly arada dubalara baktığından, rahattım. Kırmızı dubadan varış noktasına yüzdüğümüzde solda önümde, birini takip etmeye başladım.  Bu arada büyük ihtimalle Butterfly’ın önüne geçmiş, engellemiş olabilirim. Çünkü, bir iki kere ayaklarıma değmeler oldu. Öylese çok özür dilerim. Ben önümdekini takip ederek varış noktasını net olarak gördüm ve var kuvvetimle yüzerek yarışı bitirdim. Grubumda, 20 kişiden 8. Oldum. Süre: 40:32

 

Gerçekler: Berbat yüzüyorum. Bunu hep söyleyeceğim ama şahidim olması gerek. Yarıştan hemen sonra Butterfly, kendi kelimeleriyle değil de, benim anladığım şekli ile iletiyorum: ne kadar berbat yüzdüğümü söyledi. Suyu kaçırdığımı, çekişlerimin çok kötü olduğunu söyledi. Sonrasında bunu, Resa Üstatda doğruladı. Bu yapıcı eliştiriler için, çok çok teşekkürler. Artık bu kadar doğaçlama yeter. Ekim ayında teknik çalışacağımı çok önceden yazmıştım. Kötü haber, bizim havuzun bakıma alınacağı ve 3 ile 6 ay arası kapanacağı olması. Bu durumda, yer ve ay konusunda bazı değişiklikler yapabilirim.

Gruplarında birinci olan, Ayşe Yasemin Yıldırım, Dursun Saru ve Turgut Esen’i tebrik ederim.

http://connect.garmin.com/modern/activity/566837284" rel="nofollow -


Mesajı Yazan: is_m@il
Mesaj Tarihi: 20 Aug 2014 Saat 11:57am
Yine bir yarış, ne diyim tebrik etmekten başka. Bu arada forumdan birçok dostu face'ten Kerpe'ye gittiklerini gördüm ama artık burada hiç yazmıyorlar nedense.
 
Senden iyi yüzmeyen biri olarak müsade edersen görüşümü sunayım Fuat hocam. Berbat yüzmüyorsun ben şahidim.  Ama bu formun üzerine tekniğin gelişirse bence kürsüden inmezsin sen. Havuzda seni izliyorum 1 saat acaip bir eforla yüzüyorsun. olimpik havuzda ortalama 50m geçişlerin 1 dk. Hıza odaklı yüzmediğin halde böylesin ancak kol sayın fazla bence. Kol sayını düşürüp uzanma mesafesi artarsa daha az enerji ile daha çok yol alabileceğini düşünüyorum. Naçizane görüşüm hocam


-------------
Ismail_F


Mesajı Yazan: wizard
Mesaj Tarihi: 22 Aug 2014 Saat 9:38am
Bu sene güzel derecelerle güzel yarışlar çıkardınız... Tebrikler... Teknikte sizde eminim çok daha az, benim gibilerde çok fazla olan eksikleri de tamamlayarak, fırtına gibi eseceğinize şüphem yok... Eskişehir de olsaydınız havuzlar arası üç beş km seç istediğini derim lakin...;(((


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 24 Aug 2014 Saat 4:30pm
is_m@il, çok sağol. Biraz senden hızlı yüzüyorum ama, senden iyi yüzmüyorum. Sen teknik yüzüyorsun. Süha Hocanın dediği gibi yavaş yüzmesini biliyorsun. Bir de dönüşleri çok güzel yapıyorsun. Benim için dediklerin ise tamamen doğru. Kol sayım fazla ve iyi uzanamıyorum. İyi gözlemlemişsin ve  dolayısıyla görüşlerinde tam isabet var. 

wizard, teknik bende sıfır. Dolayısıyla yüzde yüz eminim tekniğin benden kat kat üstündür. Şimdilik kondisyon fena değil. İnce düşüncen için çok teşekkürler...


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 24 Aug 2014 Saat 4:38pm

2014 Darıca  Yüzme Yarışı

 

Bu yarışta, organizasyon saat konusunda, yazılanlara yakın bir program uyguladı. Bu güzel bir gelişmeydi. Kerpe’ye göre olumsuzluk ise sporcular ve aileleri için gölge bir alanın ayrılmamasıydı. Bu yarışmalar, gün ve gün oturacak görünüyor.

Hemen hemen bütün dostlar oradaydı. Hep birlikte olmak güzel oluyor. 

Yarış 10:15 de başladı. Başlangıç Kerpe’de olduğu gibi, suyun içinden başladı. Dikdörtgen şeklinde yerleştirilen, dört dubanın etrafından iki kere geçilerek 2km tamamlanacaktı. 1. turda birinci, ikinci ve üçüncü dubayı geçip, dördüncü dubaya doğru yüzerken Butterfly ile karşılaştık ve beraber yüzmeye başladık. 4. dubada benim hatamdan, birbirimize giriştik. Neyseki kimseye birşey olmadı. Genişten dubayı dönememiştim. 4. ve 1. duba arasını ve 2. turda 1. ve  2. duba arasını beraber geçtik. 1. ve  2. duba arasında bir deniz anası burnuma çarptı. Burun büyük olunca çarpmaması zaten zordu. Bu deniz anaları zararsız olduğundan, sorun olmuyordu.  2. turda 2. dubayı geçince, Butterfly sağa doğru yüzmeye başladı. Bu durumda, bir daha beraber yüzemedik. 3. ve 4. duba arasında, önümdeki dubaya bakmak için duraksadığımda, bir kız üzerimden yüzerek hızla uzaklaştı. İki, üç saniye sonra baktığımda aramızda 20 metre fark vardı. Sonrasında da gözden kayboldu. İçimden helal olsun kıza, dedim. Son turda yanımda bir genç ile yüzmeye başladım. Varışa son kuvvetimizle yüzdük, beni iki adım geçerek galip geldi.

Kocaeli etabında katıldığım bu son yarışta, grubumda, 19 kişiden 9. oldum. Süre: 47:45.

http://connect.garmin.com/modern/activity/571833708" rel="nofollow -



Mesajı Yazan: amadeus!
Mesaj Tarihi: 24 Aug 2014 Saat 11:36pm
Fuat tebrikler. Ayrıca yarış izlenimlerin için de teşekkürler. Denizanası benzeri cismlerin yüzerken insanın vücuduna temas etmesi özellikle havuzda antrenman yapmaya alışan kişiler için çok rahatsızlık verici bir durum. Bu nedenle havuzda 1500'de başarılı olan birçok yüzücü açık deniz yarışlarına katılamıyor (deniz korkusu).
Bu arada rotayı çok iyi ayarlayamadığından 300 küsür metre fazladan yüzmüşsün galiba.
Temponu iyi ayarlamışsın gibi görünüyor. 


-------------
Spor yapabiliyorum; demek ki özgürüm!


Mesajı Yazan: mfatih
Mesaj Tarihi: 25 Aug 2014 Saat 12:09pm

Fuat Hocam,

Yarışmalara katılma  ve yarış izlenimlerinizi bizimle paylaşma disiplininize hayran olmamak mümkün

değil.

Tebrikler.

Umarım hep beraber Çanakkale de güzel bir yarış çıkarırız.

Sevgi ve saygılarımla,



-------------
Gözlerini hedeften ayırırsan, engelleri görmeye başlarsın..


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 31 Aug 2014 Saat 4:42pm
amadeus!, çok teşekkürler. Evet, bende duymuştum, havuzda bazı çok iyi yüzen yüzücülerin deniz yarışmalarına katılmadıklarını. Gönlüm, herkesin bu yarışlara katılmasından yana. Rotayı, bu sefer doğru yüzmüş görünüyorum. Genelde, herkesin saatide mesafeyi bu şekilde gösteriyordu. Yani parkur 2km den fazlaydı. Kondisyon ve tempo konusunda şimdilik bir sorun yok. Sorun teknikte. Yakında onu da hallederiz umarım.

mfatih, çok teşekkürler. Bende senin düzenli antrenman yapma disiplinine hayranım. Hepimiz, birbirimizden birşeyler öğreniyoruz işte. Maalesef Çanakkale yarışında beraber olamadık. Bende an itibari ile gitmekten vazgeçtim. Artık diğer yarışlarda görüşürüz.


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 31 Aug 2014 Saat 6:09pm

2014 Çanakkale Boğazı Yüzememe Yarışı

 

Yirmi sekizincisi bu yıl yapılacak olan Çanakkale Boğaz yarışının, daha önce ertelendiğini veya yapılmadığını, hiç duymamıştım. Dolayısıyla, planlarımı yarışın yapılacağı 30 Ağustos tarihine göre ayarlamıştım. Büyük abim ile 27 Ağustosta, Balıkesir tarafından Assos’a geldik. Yol boyunca deniz çok harika görünüyordu. Planım, yarıştan önce 28 Ağustos sabahı son kez yüzmekti. Sabah erken 7:30 da kalkıp yüzmemi tamamladıktan sonra kahvaltı edecektim. Gece öyle bir fırtına vardı ki, denizin çok dalgalı olacağını düşündüm. Sabah 7:30 da alarm çaldığında, alarmı kapatıp uyumaya devam ettim. Şansımın olmadığını düşündüm. Bir saat sonra kalkıp denize pencereden baktığımda, denizin çokta dalgalı olmadığını gördüm. Hemen mayomu giyinip, dışarı çıktım. Barda çalışan görevliye denize girilip girilemeyeceğini sordum. Bugünkü denizin, genel olarak iyi olduğunu söyledi. Denizde, orta boy bir duba vardı. Dubanın uzaklığını sordum. Bilmediğini ama, buradan görüldüğü kadar yakın olmadığını söyledi. Denize girdim, harikaydı. Tertemiz ve sahile yakın kısımlarda rengarenk balıklar vardı. Dubanın uzaklığı yaklaşık 200 metreydi. Üç tur yaptım, saat, 1.2 km uzunluk gidildiğini ve 24 dakika süre alındığını gösteriyordu.  Yarıştan önce yeterli buldum. Denizden çıktım ve abimle beraber kahvaltı ettik. Abimde denize biraz girdikten sonra, Assos kalede, Athena tapınağını gezdik. 26 yıl önce burayı ve Truva’yı gezdiğimden beri, buraları epey değişmiş buldum.

Daha sonra antik limanı gezerek, Alexandria Troas antik şehrini gezdik. Burayı daha önce ziyaret etmemiştim. Çok etkilendim. Daha birçok kalıntı gün yüzüne çıkmadığı halde, görünen kısım muhteşemdi. Eğer bu eserler, olduğu şekli ile korunabilse, insanlık tarihi için çok değerli olacaktır. Toprağımızda, nereyi kazsan, tarih fışkırıyor. Mesele, bunu iyi değerlendirmek. (Bazen, toprağın altında kalmasını tercih ediyorum). Bu arada, yollarda gerekli uyarı levhasını göremediğimizden, Apollon Smintheus Tapınağını kaçırdık. Bir daha da geri dönmedik. Alexandria Troas antik şehrinden Truva’ya geldik. Truva’yı ilk gördüğüm yıl ile bu yıl arasında epeyce eserin daha gün yüzüne çıktığını gördüm. Ama benim favorim, Alexandria Troas antik şehri olduğunu söyleyebilirim. Akşam 19:30 civarı Eceabat’a geldik.

Ertesi gün, yani 29 Ağustos da, sabah dokuzda şehitlikleri gezmeye başladık. Üç senedir, istisnasız gezdiğim Gelibolu Yarımadası’nı bu sene çok ayrıntılı gezdik. 16:30 civarında başlangıç noktası Eceabat’a geldik. Saat tam 16:00 da, sevgili mfatih telefonda yarışın ertelendiğini, cep telefonuna mesaj geldiğini söyledi. Bana böyle bir mesaj gelmemişti. Mesaj o gece, bilgilendirme toplantısından sonra,  saat 2:31 de geldiSmile. Ne yapacağıma, o anda tam karar veremedim. 31 Ağustosta abimin uçağı kalkacaktı ve bende burada iki gece daha kalmak istemiyordum. 17:15 feribotuna binerek 18:30 civarı toplantı yerine geldik. Türkler için bilgilendirme toplantısı yeni bitmişti. Enigma79 ve mfatihi toplantıdan çıkarken gördüm. Mfatih ile yetkililere,  yarışa katılınmadığında 100TL nin seneye alınmaması hakkında konuştuk. Yetkililer, bu konularda, orada bulunanlara isteklerini dilekçe ile bildirmelerini söyledi.

Bilgilendirme toplantısını kaçırdığımdan, yabancılara yapılan bilgilendirme toplantısına katıldık. Geç başlayacak olan toplantının bir an önce başlaması için yabancılar alkışlarla tempo tuttular. Toplantı başladı. Yarışı ve Çanakkale’deki tarihi anlatan bir videoyu alt yazısız türkçe olarak dinlettiler. Sonra Rotary Kulübü Başkanı konuştu. Neyseki, konuşma tercüme edildi. Gelecek sene, herkesi tekrar beklediğini söyledi. 30 Ağustosta yarışın ertelenmesi bahsedilmeden, yarışın 30 Ağustosta başlayacağı havası ile konuşma bitti. Daha sonra, tercüme yapan bayan, yarışın 1 Eylül’de yapılacağını söyledi. Herkes, şaşırdı ama, kibar insanlardı. Daha sonra, adının Simon olduğunu sandığım bir yabancı yetkili konuştu. Bütün sorulara çok rahat cevap verdi. Sağlık ve güvenlik nedeniyle ertelendiğini söylediğinde herkes ikna olmuş gibiydi. 1 Eylül de yarışa katılamayacaklar için 30 Ağustosta 3km lik bir yüzme etkinliği yapacaklarını söyledi. Toplantı böylece bitti. Toplantıdan sonra, makarna partisine katıldık. Orada, Levent Bey ile sohbet ettik. Daha sonra, kuyruk olduğu için alamadığım çantamı alarak, merkeze geldik. Akşam şehir turu yaparak, otelimize gittik.

30 Ağustos 2014 saat 9:00 da Eceabat boğazı 2012 den daha iyi, 2013 ile benzer bir havaya sahipdi. Yani yarışın ertelenmesini gerektirecek fazla birşey yoktu. Erteleme konusunda aklıma gelen iki durum şöyle:

1)    Erteleme, bilgilendirme toplantısından bir gün önce haber verilmeli.

2)    Veya ertelemeye yarış günü karar verilmeli.

Yarış günü, karar alınması durumumda büyük olasıkla yarışa izin verilecekti. Bu konuda o kadar çok ayrıntı var ki, burada yazıp zaman kaybetmek istemem. Verilen kararlar, yanlış demek istemiyorum. Ama üstünde çok düşünülmesi gerekli. Sabah, otelde kalan üç ingiliz ile tanıştık. Onlarda ülkelerine geri dönüyorlarmış, yarışa katılamayacaklarmış. 3km lik yüzmeyi sorduğumuzda “rubbish” dediler. Ben 30 Ağustosta İstanbul’a geldim. Şimdi, kesin kararımı verdim. Çok istediğim ve beklediğim, yarışa katılmayacağım. Eğer karar verip gitsem, sonrasında yarış iptal edilirse bir daha ömür boyu gitmem. Onun için yarış için bir sene daha bekleyeyim. Buda yüzememe yazısı olsun.

Sevgi ve saygılarımla...



Mesajı Yazan: likorinos
Mesaj Tarihi: 03 Sep 2014 Saat 7:34pm
Fuat Hocam,
Ne güzel, yazarken mizahi bir dil kullanmışsın diyeceğim; ne ki, bu mizahı yarış organize eden (ya da edemeyen) sorumlu kalabalık üretmiş farkına varmadan... Yabancıya gösterilen tanıtım videosu alt yazısız ve Türkçe  Wacko, öyle mi?  Clap
Ve daha neler neler...


Mesajı Yazan: likorinos
Mesaj Tarihi: 03 Sep 2014 Saat 7:37pm
Sahi, yeni yaşını da buradan kutlamış olayım Fuat Hocam.
Yüzme dolu, sağlıklı bir ömür dilerim...


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 04 Sep 2014 Saat 5:28pm
likorinos, kalemim biraz daha güçlü olsa, bu yapılanlardan iyi bir mizah yazısı ortaya çıkar. Video türkçe ve altyazı yoktu. Videoyu herhalde, izleyenler bi zahmet, anlayıversinler havasında, araya sıkıştırmışlardı. Aslında bilimde, sanatta, sporda o kadar ilerideyiz ki haklı olarak adamlar bizim dilimizi öğrensinler havası da sezmedim değil. Neyse, hangi konularda ileri olduğumuzu herkes biliyor.

Doğum günü için teşekkürler. Hep birlikte olunca herşey güzel oluyor. Beraber güzel yüzme dolu günlere...


Mesajı Yazan: wizard
Mesaj Tarihi: 05 Sep 2014 Saat 1:11pm
Fuat Bey, 'yüzememe yazısı olsun' sözünüze çok üzüldüm. Güzel bir dereceyle bitireceğiniz keyifli bir yarış olacaktı bence sizin için... Szin gibi bir yüzme sevdalısı yüzmede gerek...

İnşallah bundan sonra yarışlara katılmak için önünüzdeki tek engel gidip gitmeme kararını vermek olur. Sağlıcakla kalın...


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 09 Sep 2014 Saat 7:33pm
wizard, çok sağol. Gerçekten yaz geldi mi, her hafta bir yarış olsun istiyorum. Şimdiye kadar da olanağını bulduğum bütün yarışlara katıldım. Güzel gördüğüm çoğu yerlerde, burada ne güzel yarış düzenlenir diyorum. Assos'tayken, Midilli ile bizim kıyılarımız arasında bir yarış olsa ne güzel olur dedim. Eve geldiğimde Google Earth den uzaklığına baktığımda yaklaşık 9 km görünüyordu. Her yerde bir sürü deniz yarışları olsun istiyorum. Hayal kurmak güzel oluyor. Belki de bir gün  bunlar gerçekleşir. Hangi yarışa gideceğiz diye açmazda kalacağımız günler olur mu? Biraz zor...Ama neden olmasın...


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 02 Oct 2014 Saat 5:02pm

2014 Alanya

 

2014 senesinin, son açık su yüzme yarışını da, 30 Eylül Salı günü yapılan 22. Alanya Uluslararası Yüzme Maratonu ile tamamlamış olduk. Girdiğim yarışları, kısa yazayım diyorum ama, işler planlandığı gibi gitmediğinden –başıma değişik şeyler geldiğinden- yazacak birşeyler çıkıyor. Pazartesi sabahı, 6:00 da kalkarak çantamı hazırladım. Gün boyu, derslerime girdim ve 16:30 da okuldan Sabiha Gökçen Havaalanı’na gitmek üzere yola çıktım. 18:10 da havaalanına geldim. mfatih, sabah Alanya-Gazipaşa Havaalanı’na inmiş ve rüzgardan zorlu bir iniş gerçekleştirdiklerini mesaj atmıştı. 18:20 da uçuş panaosuna baktığımda, 20:10 da kalkacak İstanbul-Alanya uçuşunun iptal edildiğini gördüm. Bir-iki dakika sonra, iptale dair mesaj telefonuma geldi. Havayolunun bilet gişesinde, iade vereceklerini söylediler. Gitmenin başka seçeneği nedir dediğimde, 20:05 Antalya’ya oradan da Alanya’ya servis kaldıracaklarını söylediler. Uçakta yer olduğundan hemen tamam dedim. Saat sekizde, uçağa bindiğimizde pilot, transit gelecek yolcuları beklediğimizden biraz gecikmeli kalkacağını anons etti. Meğerse, biraz gecikme 1 saat 10 dakikaymış! Almanya’dan gelen yolcular ile uçak tamamen doldu. 21:15 civarında havalandık ve sorunsuz 22:10 civarında Antalya’ya indik. Alanya’ya gidecekler, bir alanda toplandık. Yetkililer, gelenleri bekledikten sonra bir otobüs ayarladılar ve biz otobüste beklemeye başladık. Neden hareket etmediğimizi sorduğumuzda, on yolcunun bagajlarının bulunamadığını, rapor tutulacağı için beklediğimizi öğrendik. Neyse, saat kaçta hareket ettiğimizi tam olarak hatırlayamıyorum ama, otobüsün bir sürede benzin istasyonunda beklemesi, iyice sinirlerimizin gerilmesini sağlamıştı. Kaş’tan sonra bu ikinci oluyordu. Ortalama 60 km ile gidiyorduk. Otobüsten 2:10 civarında inip otele yürürken, harika bir koku ile kendime geldim. Ihlamur kokusuna benzeyen ama, daha başka bir kokuydu. Geçen sene, yasemin kokusunu bu kadar net yaşamışken, bu senede bu koku. Otele vardığımda saat 2:30 du.

 

Sabah 9:30 civarında kalkarım diyordum ama, saat 7:50 de uyandım. mfatih,  sabah erken kaptanşahinkaya ile denize gireceklerini sonra da kahvaltı yapacaklarını söylemişti. Bende bir daha uyumaya çalışmadım. Kahvaltı yerine gittiğimde, kimseyi göremedim. Ne yapayım diye düşünürken, mfatih geldi. Kahvaltıyı aldık, bu sırada kaptanşahinkaya geldi. Daha önce, forumda yazılarını okumuştum ama, hiç karşılaşmamıştık. Kaptanşahinkaya’yı tanıdığıma çok sevindim. Yardımsever, sevecen ve iyi bir yüzme sever olarak aklımda iz bıraktı. Beraber, yüzme hakkında konuştuktan ve kahvaltımızı bitirdikten sonra kaydımızı yaptırmaya gittik. Kaydımızı yaptırdıktan sonra, tekrar otele döndük. Kahve çaylarımızı içtikten sonra, ben uyumaya, mfatih  ve kaptanşahinkaya dinlenmek ve biraz atıştırmak üzere ayrıldık. Bir buçuk saatlik sürede uyurum dedim ama, uyuyamadım. Biraz dinlenmiş oldum. kaptanşahinkaya otelde kalmaya devam edeceğinden dolayı, biz önemli eşyalarımızı kaptanşahinkaya’nın odasına koyduk. Buradan, kendisine tekrar teşekkür ediyorum. Dersten direk geldiğimden, ceket ve kumaş pantolon ile yarışma yerine gelmekten kurtardı beni.

 

Yarış alanına geldiğimizde, ilk Levent Bey’i gördük. Daha sonra, lokanta kısmında Manş Takımı (Üstatlar resa, Dolphin, efsane, Gürkan) ile görüştük. Tekrar belirteyim, unuttuğum kimseler beni bağışlasın binlerce öğrenci, arkadaşlar, yüzme arkadaşları derken, bazen insanları bile birbirine karıştırıyorum, affola. Daha sonra, Galasaray Takımından arkadaşlar, üstad Şadi Kamil Kaya ve Karşıyaka Takımından Turgut ve Ömer üstadları gördük. Yarış saatine, az bir süre kalmıştı. Yarış iptal edilse, ilk defa üzülmeyeceğim bir yarış olacaktı.

 

Sabah sohbet ederken, kaptanşahinkaya, parkur hakkında sorular sordu. Geçen seneden aklımda o kadar az şey kalmış ki, doyurucu cevap veremedim. Şimdi, aklımda kalanları yazmaya çalışayım. Bu sene de dubalar konmuş ve dubalar solda kalacak şekilde geçmemiz istenmişti. Yarış başladı. İlk metreler ilerlediğimi net gördüğümden sorun yoktu. Sonra, yarımadanın birinci kısmı, Kleopatra Plajı tarafındaki en yüksek tepeye geldiğimde, bu kısmı geçmekte çok zorlandım. O kadar yüzmeme rağmen, hep aynı yerdeymişim gibi geldi. Tam o sıralarda, resa Üstadla yan yana geldik. Solumda, iyi yüzen biri ve sağımda resa üstad.  Yarımadanın en uç noktasındaki balona kadar, beraber yüzdük.  Bu arada resa Üstad, ne kadar güzel yüzdüğümü görüp, gerekli notları alıyormuş meğer Smile. Uç noktadaki dubadan sonra ayrıldık. Yarımadanın ikinci kısmını, biraz açıktan almış hissediyordum. Çünkü, konulan dubaların çok açığından geçiyordum. Fakat, sonra haritadan verilere baktığımda çokta açıkta olmadığımı gördüm.  Bu kısımda, başka birileriyle yüzdüm. Bir iki sefer, birileri ayak tabanıma vurdu. İlk seferinde, yabancı bir cisim mi değdi diye, kasılmayla kısa kramp olayı yaşadım. Başka yarışmacılar olduğunu anlayınca alıştımSmile. Bu etapta, biraz zorlu oldu. Yarımadanın üçüncü, son kısmına geldiğimde, biraz daha iyi gittiğimi gördüm. Sondan ikinci dubanın yakınlarında, tekrar resa Üstad ile karşılaştık. Bu sene, kardeşler ile yüzmek güzeldi. Sağımda da mayosunda Brazil yazan bir genç vardı. Biraz sonra, ben biraz geriledim. Tam resa üstadın arkasından, bir süre yüzdüm ve bu tempoda yüzüşümü tamamlarım diye düşünürken birden fark açıldı. Tek başıma kaldım. Yorgunluk hissi gelmeye başladı ve açıkçası daha da kötü süre beklediğim yarışı 1:36:10 ile bitirdim.

 

Yarıştan sonra, Süreyya Ahmet Kip ile de karşılaştık ve biraz sohbet ettik. Resa Üstad, yüzme sonrası bir kaç kere, çok kötü yüzdüğümü ve ders almam gerektiğini söyledi. Bu konuda aynı fikirdeydik. Artık, doğaçlama kısmı bitmeliydi. Teknik yüzmeye başlama zamanı, gelmeliydi. Bir süre sonra, madalya töreni yapıldı. Bizim yaş grubunda birinci olan yüzücü, dikkatimi çekti. Birinci olacak bir hava yoktu. İçimden önyargılı davrandığımdan, kendime kızdım. Tören bitti. Bütün yüzme severler gruplar halinde sohbet ederken, bir hareketlenme oldu. Bizim yaş grubunda, ikinci olan arkadaş, birinci olan kişinin hal, hareket ve konuşmalarından şüphelenerek itiraz etmiş. Hep birlikte, adam sorgulanmaya başlandı. Verilen cevaplardan, durum anlaşılmaya başlandı. Yarışı bir saatte bitirmiş, hem de mola verdiğini söylüyor. Yarışa aradan katıldığı fikri, benimsendi. Kendisi ile özel konuşan yetkili de, diskalifiye olduğunu ilan etti. Kocaeli yüzmeden verilen şapka giydiğini görünce, kocaeli yarışlarına baktım. Doğum tarihi, soyadı aynı fakat adı bir harf ile değişik olan kişinin aynı kişi olduğunu kabul edersek, iki yarışta grubumuzun en sonunda olan, 2km’lik yarışı 1.14 dakikada bitiren birinin, müthiş çalışmasıyla! 5km’lik yarışı 1 saatte bitirdiğine şahit olmuş oluyordukSmile. Demek ki, daha göreceğimiz çok şey varmış.

 

“Ben ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” söyleminin boşa söylenmiş bir söz olmadığını yaşayarak, anlamış oldum.

Yarış sonrasında, mfatih ile İstanbul’a dönüş. Uyku saati tekrar 2:30, sabah 6:00 da kalkış, Şile’deki Üniversiteye hareket, bütün gün ders ve bitik bir Fuat... Okuduğunuz için teşekkürler...

http://connect.garmin.com/modern/activity/603584523?fromLegacy=true" rel="nofollow - http://connect.garmin.com/modern/activity/603584523?fromLegacy=true

Sevgi ve saygılarımla...    



Mesajı Yazan: mfatih
Mesaj Tarihi: 03 Oct 2014 Saat 8:19am
Fuat Hocam
hem yarışı iyi bir sürede tamamladığınız hem de izlenimlerinizi hoş bir dille bizimle paylaştığınız için tebrik ve teşekkür ediyorum.
    Bu vesile ile de ben de Kaş Meisten sonraki tecrübelerimi sizlerle (siz biliyorsunuz zaten, ancak benim gibi yolun başlarında olan kişilere faydası dokunur düşüncesiyle) paylaşmak  istiyorum.
Kaş  Meis yarışını 3 saat 48 dk da yüzdükten sonra ara İstanbul Boğazı yarışlarına kadar zaman zaman  denediğim teknik yüzme setleri çalışmasını Eylül ayında yoğunlaştırmış ve 50 mt lik havuzda kulaç sayımı 40 ın altına arka arkaya 100 mt lik mesafeleri  1,50 ile 1,55 lik süreler de yüzmeyi başarmıştım.
      Yaptığım yüzme çalışması , "Duygun Yurteri"  üstadımızın bir kaç sene önce önerdiği ama benim sonradan keşfettiğim Smile Catch up yüzme tekniği ile yüzmekten başka bir şey değildi.
Daha az yorulduğumu, daha iyi süreler aldığımı görünce bu forumda okuduğumuz onlarca arkadaşımızın teknik çalışma üzerine yazdığı yazıların doğruluğunu bir kez daha yaşamış oldum.
Bu hafta başı ve buraya gelmeden Alanya maratonuna katılabilirsem daha iyi bir netice alacağımı biliyordum. Sizler ile yarışa başlamadan (kaptanşahinkaya ile beraber yaptığımız sohbetlerde) ;  maratonu 2 saatin altında bir derece ile bitirirsem kendimi başarılı sayacağımı paylaşmıştım. Çok da tempo yapmadan (zaman zaman yakınımda yüzenler ile sınırlarımı test etmek için sprint atma türü denemeleri yapsamda çok zorlamadan ) yarışı 1.49 da bitirince nasıl mutlu olduğumu (halen  öyleyim) anlatamam .  Kamil Resa üstadı tebrik etmek için elini sıktığımda ; Bana senin elin buz gibi  sen manşı yüzemezsin demesi bile keyfimi kaçırmadı.
    Böyle çalışmaya devam edersek ;  İmkanlar ne derece elverir bilemem ancak o kapasiteye çıkacağımızdan en ufak bir şüphem kalmadı. Artık sadece tekniğe odaklanacağız.
    Alanya maratonu ve diğer  yüzme etkinliklerine  katılarak güzel bir duyguyu paylaşıma katkınız ve yaşadığımız topluma örnek oluşunuz  nedeniyle  sevgi ve saygılarımı sunuyor; Bu vesile ile tüm forumdaşların bayramını kutluyorum.
Esen kalın, 
 
 
 
 


-------------
Gözlerini hedeften ayırırsan, engelleri görmeye başlarsın..


Mesajı Yazan: Fuat
Mesaj Tarihi: 03 Oct 2014 Saat 10:27am
mfatih, tebrik için çok teşekkürler. Ben de seni, derecenden dolayı tebrik ediyorum. Sendeki ilerlemeyi, yakından gören biri olarak, farketmemek olanaksız. İleride çok daha mutlu olacağını düşünüyorum. Sebebine gelince, bir tekniği uyguladığında gösterdiğin tepkiyi düşününce, daha sonra öğreneceğimiz bir sürü teknik ile nasıl mutlu olacağını tahmin edemiyorum. 50 metreyi 62-64 kulaç ile geçiyorum. Şu anda bile aramızda çok fark var. Teknikte, en az benden 1-0 öndesin. Sağlıkta, mutlulukta da hep önde olmanı diliyorum...Hoşçakal...  


Mesajı Yazan: Albatros
Mesaj Tarihi: 03 Oct 2014 Saat 11:42am
Fuat Hocam;

Tebrik ederim. Sabırla yaptığınız uzun paylaşımınız içinde ayrıca teşekkürler.
Şu haksız (hırsız) yere birincilik kürsüsüne çıkan kişiyi de anlamak gerçekten güç.
Emekle alınan bir üçüncülük veya on üçüncülük insana inanılmaz bir mutluluk verirken, bir dahaki yarışlarda umut verip, bilemektedir.
Diyelim herkesi kandırabilseydi.
Eve gidince nasıl mutlu olacaktı.
Diğer yarışlara nasıl bir umut besleyecekti. Çok merak ettim.
Üstelik bunu yapan master, çocuk olsan ayıplarsın çocukluğuna verir, hırsına yenilmiş der güler geçersin.
Bizde kültürel olarak ahlak oturmamış diye düşünüyorum.
Aynı adam bakkaldan elma çalan birini ayıplar. Fakat bu yaptığının elmadan binlerce kez külfetle ortaya çıkan bir ürünü çalmak olduğunun farkına bile varmaz. Bu yaştan sonra ders olurmu bilinmez ama umarım ders alır.
Bu vesileyle sizin sayfanızdan tüm forumdaşların
Mübarek Kurban Bayramlarını kutlarım...

-------------
Seni Öldürmeyen Güçlendirir...


Mesajı Yazan: enigma79
Mesaj Tarihi: 03 Oct 2014 Saat 12:16pm
Fuat Abi öncelikle derecenizden ötürü tebrik ederim. Aramızda bu sezonun neredeyse tüm yarışlarına katılan az sayıda kişiden biri olduğunuz için ayrıca kutlarım. Yazını hayretler içinde okudum. 48 yaşındaki birinin spor müsabakasında böylesine onursuz bir davranış içeisinde olması gerçekten şaşırttı. Keşke ödül töreninden önce farkedilseymiş de kürsüye hakeden çıkabilseydi. Çipli yarışlarda başlangıçta çip okutulmamasının da doğru bir uygulama olmadığı tescil edilmiş oldu.


Mesajı Yazan: Albatros
Mesaj Tarihi: 03 Oct 2014 Saat 12:22pm
Sevgili Enigma;

"Hırsıza kilit dayanmaz"
Çipi başta okutsalarda bulun bulur çaresini,
aslolan erdemle yarışmak, yarış sonunda rakibini kutlayabilmektir.
Ki yüzme sporuyla ilgilenenlerin önemli bir çoğunluğu bu nitelikte çok şükür...

-------------
Seni Öldürmeyen Güçlendirir...


Mesajı Yazan: naimsar
Mesaj Tarihi: 03 Oct 2014 Saat 6:18pm

Fuat hocam yazınızı keyifle okudum emeğinize sağlık.....


o hileci kişinin ruhsal sorunları vardır diye düşünüyorum......





-------------
Adapazarı 2015 master yarışlarında düşen derecelerimi,düzeltmek istiyorum.....



Sayfayı Yazdır | Close Window

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.17 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd. - http://www.webwiz.co.uk