yuzuyoruz.com Ana Sayfa
Ana Sayfa Ana Sayfa > Yüzüyoruz > Forumlar > Yüzme Deneyimlerini Paylaş
  Aktif Konular Aktif Konular RSS - Teknik Yüzü-yorum (Doğaçlama-Kulaçlama)
  FAQ FAQ  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Teknik Yüzü-yorum (Doğaçlama-Kulaçlama)

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz Sayfa  <1234 26>
Yazar
Mesaj
Fuat View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Jun 2013
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 427
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı Fuat Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03 Jul 2013 Saat 7:14pm
Hermias, Wizard, Madenizli, Dolphin, Cantacy, Likorinos, Pina hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. 
Annemin durumu şimdi iyi. İlginiz ve iyi dilekleriniz için hepinize tekrar çok teşekkürler. Forumun bu sıcaklığı gerçekten çok güzel. Umarım gaza gelipte kendimi çok kaptırmamSmile Herkese çalışıyorum diyorum ama epey saatti bu yazıları yazmaya çalışıyorum. Böyle güzel ortam her zaman bulunmaz ki Smile
Dolphin Marmaris ve Alanya yazılarında konuya değineceğim.
Yukarı Dön
Fuat View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Jun 2013
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 427
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı Fuat Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03 Jul 2013 Saat 7:31pm

2012 İznik, Değirmendere  ve  Çanakkale Yüzme Yarışları

 

Boğaziçi yarışını bitirince aileden olumlu tepkiler almaya başladım. Galiba biraz da gururlandılar. Kırkından sonra azmıştım ama ilgim yüzmeye imiş. Onun için özellikle gençlere ve tabi ki genç hissedenlere: Bu güzel sporu bırakmayın.

Türkiye'nin birçok yerini dolaşmama rağmen İznik'e hiç gitmemiştim. Bilecik üzerinden İznik'e gittim. İki gece orada kaldım. Yarış dışında, bütün zamanımı iki imparatorluğa başkentlik yapmış İznik’in müzelerini, tarihi yerlerini ve doğal güzelliklerini gezmeye ayırdım. Çok güzeldi.

Yarış günü sabah kahvaltımı yaparak yüzme yerine geldim. Baktım orada da kahvaltı veriliyor.Azcık birşey daha atıştırdım. Yüzme saatine uyulmayacağı belliydi. Ömer üstadı gördüm, biraz sohbet ettik. Bende Eskişehir’den gelecek bir arkadaş var onu bekliyorum dedi. Wizard’ı bekliyormuş.  O zaman daha Wizard ile hiç konuşmamıştık. Gölün kenarındaki iskeleye gittim. Su yılanları ne güzelde yüzüyorlardıSmile. Epey bir zaman sonra yarış başladı. Üç duba konmuş ve 3000m yüzecekler iki tur atması gerekti. Gölde yüzüş ile denizde yüzüş arasında çok fark göremedim.

Yarış bitti, dereceye girenler ilan ediliyor. Yaş grubumda üçüncü olmuşum. Şaşırdım, beklemiyordum. İçimden herhalde bizim grupta üç kişi var dedim. Çok yanılmamışım. Bizim grup 4 kişiymiş. Her neyse ilk defa kürsüye çıkmış oldum. Süre: 54:29:03.

Bu arada şöyle bir olay da oldu. Bir kişinin üzerinde, mavi renkli, arkasında İznik Belediyesi yazan tişört gördüm. Sonra bir kaç kişide de gördüm. Herhalde belediye çalışanları diye düşündüm. Biraz sonra herkesin üzerinde görünce durumu çaktım. Nerden verildiğini öğrendikten sonra bende alıp giydim. Bugüne kadar katıldığım yarışlarda en güzel tişörtleri Urla’daki yarışlarda aldım. Arada dışarıda giyilebilen türde.

Ayrıca yanmamış, bembeyaz tenimle Urla ve İznik’te yarışmıştım. İznik’te ele, kola ve sırta yazılan numaralarımdan, koldaki ve sırtımdakini yaklaşık onbeş gün taşıdım. İznik’te biraz fazla yandığımdan, siyah kalemle yazılan numaraları sildikten sonra, numaramı bu sefer doğal bir şekilde beyaz olarak bir süre daha taşıdım. Boğaz yarışında numaralar duruyordu.

1 Ağustos tarihinde Çanakkale yarışlarına kaydımı yaptırabilmiştim. Çanakkale’den bir hafta önce Değirmendere yüzme yarışına katıldım. Aynı gün İstanbul’dan arabayla gidip, yarışıp geri döndüm. O bakımdan iyiydi. 1500m bana göre biraz daha fazla uzunluğundaki parkuru 42:07:48 ile bitirdim. Üçüncü olmuştum. Ama bu sefer 13 kişi içinde. İşte bu kürsüler beni çok kandırdı. Smile Bir daha kürsü görür müyüm bilemiyorum. Çok zor. Amaç zaten o değil, ama dereceyede girmek güzel oluyor be kardeşim.

Annemin rahatsızlığından dolayı, annemde babamda biraz çocuklarına bağımlı olmuşlardı. Yalova’daki yazlığa gitmek istiyorlar, ama birşeyde yapamıyorlardı. Bende onları alarak, yarışa oradan da Yalova’ya götürürüm diye plan yaptım. Tabi ki hoşlarına gitti. Yarıştan bir gün önce Trakya üzerinde Eceabat’a geldik, geceyi orada geçirdik. Yarış günü sabah erkenden arabalı vapura bindik. Ben varış yeri için kerteriz noktaları almaya ve rotayı izlemeye çalışıyorum. Kan çekti, vapurda boğazı inceleyen  balıkadam ile konuştuk ve tanıştık. Çoğu forumdaş gibi, dost canlısı balık adam ile biraz sohbet ettik. Çimenlik kalesine geldik ve gölgede tek bir bank vardı. Anne babayı banka oturttum ve burdan ayrılmayın dedim. Midibüslere binene kadar onlarla ilgilendim. Bu arada yine siteden bir sürü yüzme sever gördüm. Bazılarıyla uzaktan selamlaştık, bazılarıyla kısa konuşmalarımız oldu. Yazmadığım için fazla kimse tanımıyordu. Ama sıcaklık hep vardı. Midibüste Wizard ile yakın oturduk, beni madenizli, Menderes Bey, diğer forumdaşlarla tanıştırdı. Herkes yazın diyordu. Bende bu yaz yazdımSmile.

Midibüsten mayolarımız ile arabalı vapur iskelesine yürüdük. Bu arada herkes çipleri ayağına takmışken bir ben koluma takmıştım. Yalnız İstanbul Boğazındaki yarışta kol bilekliğine takıldığından ben öyle biliyordum. Tam çıkarıp ayağıma takacakken, biri gelip ingilizce ayağıma takmam gerektiğini söyledi. Bonemi takmadığımdan, herhalde beni yabancı sanmıştı. Yabancılara ve bize farklı boneler verilmişti. Arabalı vapura diğer vatandaşlar ile yine mayolarımız ile bindik. Buda değişik bir duyguydu. Normal zamanda yapamayacağınız birşeyi yaşamak, güzeldi.

Vapurla Eceabat’a geçerken varış için kerteriz noktasını saptamaya başladım. Varışın arkasında bir dağ ve dağda yeşil olmayan toprak bir alanı hedef seçtim. Bu arada boğaz çoşmuş, bir güzel dalgalanıyor. Havuzda beraber yüzdüğümüz arkadaşımda Eceabat’taydı ve Çanakkaleyi iyi bildiğinden biraz taktik verdi. Sol tarafta akıntının sola götürdüğünü, herkesin söylediği gibi radyo antenine doğru yüzmenin doğru olduğunu söyledi. Neyse start verildi ve yarış başladı. Yine sonlara doğru denize atladım. Çip atladığımız zaman süreyi ölçmeye başladığından, ilk atlayan ile son atlayan arasında  süre konusunda bir haksızlık olmuyor.  Bir yüzüyorum, pir yüzüyorum. Yabancı yerli epey kişiyi geçtim. Sonra ani bir kararla sola kırdım ve kendimi “Dur yolcu” nun yanında buldum. Vapurda kerteriz alırken hiç Avrupa yakasına bakmamışım. Hep Asya tarafı ve varışın arkasına bakmışım. “Dur yolcu” nun orada da yalnız bir kız var ve bana 15 dakikadır buradan çıkamadığını söyledi. İçimden oradaki yazıyı okumadın mı diye geçti, ama şakayı kaldıramaz diye birşey söylemedim. Ona varış noktasının dağdaki toprak alan (yanlış) olduğunu burdan çıkmak için ise doğu tarafına (doğru) yüzmemiz gerekir dedim. Dediğim tarafa doğru yüzdüm ve kızı gözden kaybettim. (Doğru yöne yüzüyormuşum). Sonra yine kerteriz aldığım dağa doğru yüzmeye başladım. Bir baktım solumda çimenlik kalesi, kerteriz aldığım dağa baktım, ne kadar arkadaymış. Tamam dedim yarış bitti. Oynayabildiğim kadar suda oynayayım dedim. 90 derecelik açı ile Çimenlik Kalesinin arkasına doğru (akıntıya dik açı) ile yüzmeye başladım. Bu sıra bir motor beni almaya geldi, üstünde de bizim kız var. Benim yan yüzdüğümü görünce dokunmadı uzaklaştı. Uzaklaşınca şimdide akıntıya karşı yüzeyim dedim. İyi bir denemeydi. Çok hoşuma gitti, çoçuklar gibi şenlendim. Yürüme bandının, deniz versiyonuna binmiş gibiydim. Sonra tekrar dik açıyla yüzdüm, motor tekrar geldiğinde tamam dedim ve tekneye çıktım.  Tekne kaptanı bizim çipleri alarak diskalifiye olduğumuzu telsizle yetkililere iletti. Katıldığım son yarışta madara olmuştum. Kerteriz aldığım dağa küstüm, ama haberi olmadı. Bizim kıza bu yarışa daha önce katılıp katılmadığını sordum: Geçen sene katıldığını 61 dakikada bitirdiğini denizin hemen hemen çarşaf gibi olduğunu söyledi. Bizim kız, diskalifiye olduktan sonra kaptana bizi yarış yerine yakın bırakın da kıyıya yüzerek çıkalım dedi. Akrabalara dostlara rezil olmak istemiyorum. Motor varış noktasına gidiyor gidiyor varamıyoruz. Ne kadar alta inmişim anlamadım. Neyse, sonra bizi denize bıraktı ve biz varışa çipsiz çıktık. Daha bir sürü yarışmacı yeni varış noktasına varıyorlardı.

Hemen giyinip Yalova’ya yola çıktım. Annemlere bana mesafe kısa geldi, ben biraz daha yüzdüm dedimSmile. Yolda arkadaşı aradım, bitiremediğimi söyledim, oda “aradığın iyi oldu, denizden çıktın demi” dedi.

“Evet”

“üç kişi kaybolmuşta onları arıyorlar, bende birinin sen olduğunu düşündüm” 

“Geç dalganı oğlum geç”

“Ya doğru söylüyorum, şimdi bütün kanallar onu veriyor”

Gerçekten doğruymuş, yarışa katılamayıp kendileri alternatif bir rota çizip yüzen üç kişi kaybolduktan epey bir süre sonra sağsalim bulunmuştu.
Yukarı Dön
enigma79 View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 13 Aug 2012
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 1368
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı enigma79 Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03 Jul 2013 Saat 7:50pm
Fuat Bey hoşgeldiniz. Demek artık sizin de Çanakkale'den alınacak bir intikamınız var. Geçen yıl yarışı bitiremeyenleri 2 kategoride toplamak lazım. Birincisi benim gibi duba peşinde koşup varışı göremeden süreye takılanlar, ikinci ekip de varışı kaçıranlar. Bu yıl hakkından geliriz. Boğazda görüşmek dileğiyle.
Yukarı Dön
Fuat View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Jun 2013
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 427
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı Fuat Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 04 Jul 2013 Saat 3:16pm

2013 I. Marmaris Yüzme Maratonu

 

On saatlik araba yolculuğundan sonra akşam saatlerinde Marmaris’e geldim. Otelime yerleştim. İstanbul’dan çıkmadan önce yarışların saat kaçta başlayacağını bir kağıda yazmıştım. Kağıda yazarken de orada kaçta olmam gerektiğini düşündüğüm zamanı yazmıştım. Geçen sene katıldığım yarışların çoğunluğunda başlama saatinden neredeyse bir saat sonra yarışlar başladığından, bu iş canımı sıkmıştı. Genelde her konuda söz verilen saate uyulmama gibi kötü bir alışkanlığımız var. Sinir bozucu birşey. Bende yarışmanın 10:00 da başlayacağını, 9:30 da orada olmam yeterli diye not almışım.

Yarışma günü, yarış noktasına geldiğimde herkes hazırlanmış bekliyordu. Hemen kayıt masasına gidip kayıt yaptırdım. Bu sırada bir anons “5000 metre yüzecekler deniz kenarına gelsinler”. Ben daha soyunmadan yarış başlayacaktı. Yanmamış beyaz vücuda sahip olduğumdan, vücuduma bol güneş koruyucu sürmüştüm. Kola ve sırta yazılan numaraları kalem bir türlü yazmıyordu. Zor kötek yazma işlemi bitti. Bu arada deniz kenarında açıklamalar yapılıyor. Masadaki görevli bayan eşyaların burada kalabileceğini söyledi, hemen oracıkta soyunarak, bonemi giymeye fırsat olmadan deniz kenarına geldim. En son yarım yamalak duyduğum  2 tur atacaksınız idi. Yarış başladı. Web sayfasında verilen grafiğe göre umarım dubaları koymuşlardır diye düşündüm.

1. Dubayı herkesle geçtikten sonra, ikinci duba görünmüyordu. Yine bir grupla yüzmeye devam ettim. Bir süre sonra ikinci duba göründü, sonra üçüncü dubayı geçtim. Tam bu sırada önümde yüzen bir kişi, açık denize doğru yüzmeye başladı, bir kaç metre yüzüp durdum. Bu sırada arkamda bir bayanda (dolphin) durdu. Gidilen yönün doğru olmadığını söyledi. Dolphin ile yüzerken bir tekne yaklaştı ve dördüncü dubanın yerini göstermeye çalıştı. Teknedekilere emin olmak için bir tur daha mı atılacak diye sordum, “bilmiyorum” dedi. Emin olmadığımdan dolphin ile beraber yüzmeye devam ettim. Bu arada kiminde yüzdüğümü anlamak için numarasını okumaya çalışıyorum. Yüzerken numara okumak bayağı zormuş. Koluna bakıyorum olmuyor, sırtındaki numaraya bakıyorum olmuyor. İlk rakam 9 sonrası belli değil 4’mü 7’mi karıştırıyorum. Sonra 94 olduğunu epey mücadeleden sonra okudum. Bu arada bir ikinci tura başlamış olduk. Ben yine süpriz birşey olmasın diye dolphinle beraber yüzüyorum. Son turda son dubayı geçerken, içimden uzun süre beraber yüzdüğümüz bir bayana önceliği vermek gerektiğini düşündüm. Ama gerek kalmadı, varış yeri netleşince dolphin atağa kalktı. Bende tersine iyice yavaşlayıp yarışı bitirdim. Duş alıp giyindikten sonra forumdan kaptanduran, resa, Turgut ve Ömer üstadlar ile biraz konuştuk. 94 numaranın orada dolphin olduğunu gördüm. Kendisine rehberliği için teşekkür ettim. Daha sonra Resa üstadın manş geçişini yüzyüze tebrik ettim. Bir süre sonra katılım belgesini aldığımda süremin 02:03:17 olduğunu gördüm. Beklediğimden kötü bir dereceydi. 
Yukarı Dön
Fuat View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Jun 2013
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 427
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı Fuat Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 04 Jul 2013 Saat 3:22pm
Enigma79 teşekkürler. Hoşbulduk. Kendi adıma konuşursam, hakkından gelir miyim emin değilim. Geçen seneki tecrübelerim yeterli olursa hakkından gelirim ama yeni bir süpriz olursa da şaşırmam. Boğazda görüşmek üzere... 
Yukarı Dön
misterno View Drop Down
Senior Member
Senior Member


Kayıt Tarihi: 06 Jun 2012
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 272
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı misterno Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 05 Jul 2013 Saat 9:34pm
Fuat Bey, hoş geldiniz. Annenize acil şifalar dilerim.
Yukarı Dön
Fuat View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Jun 2013
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 427
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı Fuat Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 01 Aug 2013 Saat 7:43pm
Hermias, yapamayacağım şeyler için söz vermeyeyim.  Birincisi yaptığımız antrenmanlar, tamamen doğaçlama. Hiçbir bilimsel dayanağı  yok. İkincisi gerçekten zaman sorunu var. Katıldığım yarışları anlatabileyim, o bile beni mutlu edecektir. 

misterno, hoşbulduk. Temenniniz teşekkür ederim. 
Yukarı Dön
Fuat View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Jun 2013
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 427
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı Fuat Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 01 Aug 2013 Saat 7:48pm

 2013 Urla

 

Bu senenin ikinci yarışı için Urla’ya geldim. Yine geçen sene kaldığım otelde kaldım. Resa üstat otelde yoktuSmile. Herhalde yarışmaya katılmayacaktı. Bu arada internet vs kullanmadığımdan son duyuruları takip edemiyordum. Uzun seneler teknolojiyle yoğrulduğumdan, son yıllarda teknolojiden kaçıyordum. Sabah erkenden yarışma yerine gittim. Saatler değişmiş , yarışma saati 12:00 de olacakmış. Toplanma yerinde onun için çok az kişi vardı. Sonra otobüslerle Karantina adasına gittik. Orada Onur doktor ve yeni doktor adayı cıvıl cıvıl, dost canlısı Ceyhun kardeşimle tanıştık. Uzun süre beraber zaman geçirdik. Bu arada Karşıyaka takım halinde geldiler: Turgut, Ömer ve diğer üstatlar. Bazılarını yalnızca simayen tanıyorum. Selamlaştık ve konuştuk.

Bu sene rotayı değiştirdiler. Kıyıda biraz dalga olduğu için (Şile her zaman öyle), iç kısımda dört duba konarak parkur yapıldı. İki tur yapılacaktı. Dubaların etrafında dönen yarışları hiç sevmiyorum. Dön baba dönelim. Başlangıç ve bitişi farklı olan yarışlar çok daha güzel. İnsanın kafasında bir hedef oluyor. Ayrıca bazen dubaların yeri kayıyor, rota belirlemek daha da zorlaşıyor.

Bu seneki parkur geçen seneden daha uzundu. Yine rahat kendimi zorlamadan yüzerek 45:23:60 ile yarışı tamamladım. Geçen sene 7. olmuştum,  bu sen 5. oldum. Aslında bunlar sanal şeyler. Deniz yarışlarında düzgün istatistik çıkarmak çok zor.  Bir yarışmadaki deniz ortamının, akıntısı, rüzgarı, uzunluğu, vs  değişkenlik gösterdiğinden, bir önceki sene ile kıyaslamak doğru olmuyor.

Bu arada,  geçen sene ilk defa katıldığım yüzme yarışı Urla’da şöyle bir olayda olmuştu. Yarıştan sonra sertifikaların verileceği söylenmişti. Sertifika alanlara nereden alındığını sordum. Gösterilen masa yoğun olduğu için, biraz sonra gittim. Masadaki görevlilerden biri bana hemen sertifikamı verdi. Bende aldım gidiyorum, yürürken bir baktım sertifikanın üzerinde adım yazıyor. Ne oluyoruz ya dedim. Hemen geri döndüm, veren kişiye bunun bana ait olduğunu nereden anladın dedim. Hocam ben sizin İTܒden öğrencinizdim dedi.  Yav, daha önce söylesene dedim. Sonra onunla ne yapıyor, ediyor diye biraz sohbet ettik. 

Bu sene yarışın sonunda Dursun Saru ile biraz sohbet ettik. Yüzme adına güzel şeyler söyledi. Derecelerden çok yüzmenin önemini vurgulamaya çalıştı.

Urla’dan direk Bodrum’a geçtim. (Bu arada yollarda ve kaldığım yerlerde, başıma ilginç olaylar da geliyordu. Bunlardan biri, Urla’dan Bodrum’a bir aileyi otostop ile getirmekti.) Bir gece orada kaldıktan sonra ver elini Alanya. 
Yukarı Dön
Fuat View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Jun 2013
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 427
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı Fuat Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 06 Sep 2013 Saat 1:53pm
İşler yoğunlaşmadan, bu seneye ait yarış anılarımı bitireyim.  

2013 Alanya

 

Bu sene yeni üç yarışmaya daha katılmış oldum. Marmaris, Alanya ve Kaş-Meis.

Alanya’ya yıllar önce gelmiş, damlataş mağarası, kaleyi gezmiştim. Zamanım olduğundan gezmediğim  yerleri gezdim. Yarış günü bone ve çipi almaya gittiğimde, yarışma saatinin 13:00 de değilde 14:00 de olacağı söylendi. Neden son anda böyle değişiklikler yaparlar anlamam. İnsanın yaptığı bütün planlar alt üst oluyor. Bir saati nasıl geçireceğim diye düşünmeye başladım. Yemek yiyemezsin, bari bir kafeye gideyim dedim, ondan da vazgeçtim. Parkta havuzun kenarında oturdum, yarışmaya yarım saat kala yarışma yerine gittim. Turgut, Ömer ve Karşıyaka takımından üstadlarda yeni geliyorlardı. Onlardan parkur hakkında bilgiler aldım. Hepsine teşekkür ederim.

Bundan on-onbeş sene önce güneşten korunma için sürülen, güneş koruyucuların dereceleri 5,8,10,15, 20 ve en yükseği 30 dereceydi. 15 derece, benim için çok uygundu. Sonraki yıllarda denize genelde akşam saatlerinde girdiğimden herhangi bir koruyucu kullanmadım. Eski kafayla, bir tanıdıktan 15 derecelik güneş koruyucusu almasını rica ettim. Marmaris’teki yarışdan sonra akşam otele geldiğimde, sırtımın tamamen kızardığını, ön tarafımın bembeyaz olduğunu gördüm. Tıpkı, ızgarada bir tarafı kızarmış balık gibiydim. Olumlu (aptalca) düşünerek, bacaklarımın arkasının neden kızardığını bile görmezden gelip, sırtıma iyi süremediğimi  düşündüm. Alanya’da karşıyaka takımı güneş koruyucu sürerken, 30 derecelik 50 derecelik bir güneş koruyucularını görünce durumu çaktım. Biraz geç oldu ama J. Bende Ömer üstadın güneş koruyucusunu bitirdim. Birgün ödeşiriz J.

Yarış saati geldiğinde, fazla katılımın olmadığı görüldü. Bu sene, ayrıca yarış parkurunun etrafına dubalar yerleştirilmişti. Dubaların sağından (karaya taraf olmayan yönünden) yüzülmesi gerektiği söylendi. Ve start verildi. Rotayı iyi tutturamadım. Genelde dubaların çok açığından yüzdüm. Bu sene dubalara karşı bir alerjim olduJ. Yarımadanın ikinci kısmı biraz zorladı. Bu noktadan itibaren bir Rusla yüzmeye başladım. Son kilometrede üç bayan yüzücü ile karşılaştık. Ne biçim yüzüyorsam, bir bakıyorum yan yana yüzüyoruz, bir bakıyorum aramızda elli metre var. Neyse yarışın son metrelerinde biraz gaza bazdım. Arkamda da bir bayan yüzücü vardı. Varışa geldiğimde, suda kalarak merdivenlerden çıkmadım, önceliğin bayan yüzücüde olduğuna inanarak ona verdim. Bu bayan yüzücü, Marmaris’te olduğu gibi Dolphin olmasın mı! Dolphin, yarış bitmedi sudan çıkın dedi. Bende öncelik sizin, siz önden buyurun dedim.

Süre 1:41:58. Yarış bitiminde, Ceyhun kardeşimi de gördüm. Turgut, Ömer, Süreyya Ahmet, Dolphin üstadlar kürsüdeydiler. Bütün yarışlarda durum farklı değildi.

Yukarı Dön
enigma79 View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 13 Aug 2012
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 1368
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı enigma79 Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 06 Sep 2013 Saat 5:34pm
Fuat Abi,
Görmüşken hemen bir yorum yapayım. Alanya'daki tek aksaklık yarış saatinin 1 saat ileriye alınması oldu. Aslına bakarsanız hem alanyacup sitesinden hem de belediyenin sitesinden yarışı ilan etmişler ve Alanyacup'takini güncellememişler. Benim gördüğüm tek organizasyonel ekskiklik de buydu. Bu yıl girdiğim yarışların içinde en başarılı organizasyonun Alanya'da olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kayıt işlemi 3 dk. Çıkar çıkmaz o geniş mi geniş şelalemsi duş platformu yarışın bütün yorgunluğuunu aldı. Hele ki o sulu portakallar ve kirazların üstüne daha ne isteyebilirdim. Küçük detayların basitçe uygulanabildiğini gördüm Alanya'daki organizasyonda. Tecrübeyi uygulamaya geçirmede çok başarılılar.

Orjinalini yazan: Fuat Fuat Yazdı:

İşler yoğunlaşmadan, bu seneye ait yarış anılarımı bitireyim.  

2013 Alanya

 

Bu sene yeni üç yarışmaya daha katılmış oldum. Marmaris, Alanya ve Kaş-Meis.

Alanya’ya yıllar önce gelmiş, damlataş mağarası, kaleyi gezmiştim. Zamanım olduğundan gezmediğim  yerleri gezdim. Yarış günü bone ve çipi almaya gittiğimde, yarışma saatinin 13:00 de değilde 14:00 de olacağı söylendi. Neden son anda böyle değişiklikler yaparlar anlamam. İnsanın yaptığı bütün planlar alt üst oluyor. Bir saati nasıl geçireceğim diye düşünmeye başladım. Yemek yiyemezsin, bari bir kafeye gideyim dedim, ondan da vazgeçtim. Parkta havuzun kenarında oturdum, yarışmaya yarım saat kala yarışma yerine gittim. Turgut, Ömer ve Karşıyaka takımından üstadlarda yeni geliyorlardı. Onlardan parkur hakkında bilgiler aldım. Hepsine teşekkür ederim.

Bundan on-onbeş sene önce güneşten korunma için sürülen, güneş koruyucuların dereceleri 5,8,10,15, 20 ve en yükseği 30 dereceydi. 15 derece, benim için çok uygundu. Sonraki yıllarda denize genelde akşam saatlerinde girdiğimden herhangi bir koruyucu kullanmadım. Eski kafayla, bir tanıdıktan 15 derecelik güneş koruyucusu almasını rica ettim. Marmaris’teki yarışdan sonra akşam otele geldiğimde, sırtımın tamamen kızardığını, ön tarafımın bembeyaz olduğunu gördüm. Tıpkı, ızgarada bir tarafı kızarmış balık gibiydim. Olumlu (aptalca) düşünerek, bacaklarımın arkasının neden kızardığını bile görmezden gelip, sırtıma iyi süremediğimi  düşündüm. Alanya’da karşıyaka takımı güneş koruyucu sürerken, 30 derecelik 50 derecelik bir güneş koruyucularını görünce durumu çaktım. Biraz geç oldu ama J. Bende Ömer üstadın güneş koruyucusunu bitirdim. Birgün ödeşiriz J.

Yarış saati geldiğinde, fazla katılımın olmadığı görüldü. Bu sene, ayrıca yarış parkurunun etrafına dubalar yerleştirilmişti. Dubaların sağından (karaya taraf olmayan yönünden) yüzülmesi gerektiği söylendi. Ve start verildi. Rotayı iyi tutturamadım. Genelde dubaların çok açığından yüzdüm. Bu sene dubalara karşı bir alerjim olduJ. Yarımadanın ikinci kısmı biraz zorladı. Bu noktadan itibaren bir Rusla yüzmeye başladım. Son kilometrede üç bayan yüzücü ile karşılaştık. Ne biçim yüzüyorsam, bir bakıyorum yan yana yüzüyoruz, bir bakıyorum aramızda elli metre var. Neyse yarışın son metrelerinde biraz gaza bazdım. Arkamda da bir bayan yüzücü vardı. Varışa geldiğimde, suda kalarak merdivenlerden çıkmadım, önceliğin bayan yüzücüde olduğuna inanarak ona verdim. Bu bayan yüzücü, Marmaris’te olduğu gibi Dolphin olmasın mı! Dolphin, yarış bitmedi sudan çıkın dedi. Bende öncelik sizin, siz önden buyurun dedim.

Süre 1:41:58. Yarış bitiminde, Ceyhun kardeşimi de gördüm. Turgut, Ömer, Süreyya Ahmet, Dolphin üstadlar kürsüdeydiler. Bütün yarışlarda durum farklı değildi.

Yukarı Dön
Fuat View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Jun 2013
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 427
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı Fuat Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 08 Sep 2013 Saat 2:26pm
enigma79,
Yazdıkların tamamen doğru. Yarış saatinin bir saat ileri alınması dışında, herşey profesyonelceydi. Bir de duba koymaya gerek yoktu. Ömer üstat bazılarının bu kurala uymadığını söylediğini hatırlıyorum. Bu da haksızlığa sebep oluyor. 

Bu arada Çanakkale geçişin harikaydı. Tekrar seni kutluyorum. Kızını çok mutlu etmişsindir. Çanakkale rehberliğin için de ayrıca teşekkür... 
Yukarı Dön
Fuat View Drop Down
Senior Member
Senior Member
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Jun 2013
Konum: İstanbul
Durum: Aktif Değil
Points: 427
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Alıntı Fuat Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 08 Sep 2013 Saat 3:37pm

2013 Kaş-Meis

 

Forumda en çok konuşulan ve genelde herkesin yüzmek istediği bir yarışa katılıyordum. Yarıştan bir gün önce bilgilendirme toplantısı yapılacaktı. Genelde, çoğu yarışlarda bu tür toplantılar yapılıyordu, fakat ben ilk kez bu bilgilendirme toplantısına katıldım. Yine forumdan birçok yüzücü vardı. Yarış hakkında genel bilgiler verildi. Varışın, geçen seneye göre yerinin değiştirildiği söylendi. Eski Kaş Otelin önünde yarış sonlanacaktı. Ayrıca varışa 2,5 km ile 1,5 km kala, iki balonun yerleştirileceği bilgisi verildi.

Yarış günü erkenden kalkıp kahvaltımı ettim. Nerede toplanılacağı bilgisini, bir gün önceki toplantıda kaçırmışım. Eski Kaş Oteline doğru yürürken yüzme yarışına katılacakları her halinden belli olan iki kişi gördüm. Onlara takılıp toplanılacak yere geldim. Burada numaralandırma yapılıyordu. Okulun havuzunda sabahları sık sık karşılaştığım Burak ile karşılaştım. Hocam, sizi örnek aldık mealinde birşey söyledi. İstekli olmak konusunda örnek alınabilirdim, ama yüzücü olarak asla. Daha sonra Kaptandurukan ve madenizli ile  biraz konuştuk. Sonra iki tekneye, isim (veya soyisim) sıralamasına göre bindirildik.

Teknede arkaya geçerek kerteriz noktalarını analiz etmeye çalıştım. Celal Altunbaş’tan kerteriz noktası için düşüncelerini aldım. Dursun Saru, bizim teknede bulunan ve birinci olan Finlay’nin iyi bir yüzücü olduğunu anlamış olmalı ki konu üzerinde espriler yapıyordu. Meis adasına tekneler yanaştı. Teknede belli bir süre bekletildik. Acaba vize işlemleri mi uzun sürdüSmile. Herkes teknelerden indikten bir süre sonra, yarışın başlayacağı yere doğru yürümeye başladık. Bir, iki, en fazla üç katlı yapıların bulunduğu bölgeden geçerken, kafelerin, dükkanların önlerindeki insanların “kalimera“ selamları ile güzel bir atmosfer oluşmuştu. Başlangıç noktasında, herkes birbirleriyle kısa kısa sohbetler ederken yarışın başlamasını bekliyorduk. Bir ara herkes, alkışlarla tempo tuttu. Bu arada, bende yarış için konsantre olmaya  başladım. Tam bu sırada, 60-70 yaşları arasında sakallı sevimli bir Meis vatandaşı bana merhaba dedi. Kendisi biraz türkçe biliyormuş. Yarı türkçe, yarı ingilizce kendisi hakkında biraz konuştuk. Bir ara Türkiye’de kaldığını ve şimdi tam net hatırlayamadığım şeylerden bahsetti. Yarışa odaklanmaya çalıştığımdan arada kalmıştım. Yarış olmazsa, otur Meis’in bir kafesinde akşama kadar sohbet et. Sohbetin ortasında, start verildi. Benim gitmem gerek diyip, elini sıkarak yarışmaya başladım.

 

Genelde yüzerken sağda kaldım. Sola doğru gidiyorum, biraz sonra bir bakmışım yine toplu yüzenlerin sağındayım. Bir yamukluk var ama anlayamadım. Araba sağamı çekiyor! Saat olmadığından, nereyi ne kadar zamanda geçtim bilmiyorum. Meis adasını tamamen geçmem ne kadar sürdü bilmiyorum. Bana göre normal bir tempoda durmadan yüzüyorum. Bir süre sonra birinci balonu gördüm. Balona doğru yüzerken bir kano önüme gelerek su isteyip istemediğimi sordu. Zorla beni durdurmuş oldu. İstemediğimi söyleyince, sağolsun yol verdi Smile. Susamamıştım. Epey bir uğraştan sonra, birinci balonu 200 metre sağından geçtim. İkinci balona ulaşmak sanki saatler sürdü. İkinci balonu varışın yanına koydular diye düşündüm. Neyse zor kötek ikinci balonuda geçtim, ama varış noktası neresi göremiyorum.  Varış noktasına büyük bir bayrak asılacak denmişti, ama denizden hiçbir şey görünmüyordu. Kafamdaki tahmini varış noktasına doğru yüzdüm. (Marmaris’te yüzerken koltuk altım kızarıp, yaralanmıştı. Sonra iyileşti. Alanya’da son metrelerde acısını duyar gibi oldum, ama yarış bitti. Sonra yine iyileşti. Kaş-Meis’te son bir kilometrede inanılmaz bir acıyla yüzdüm). Neyseki doğru yöne yüzüyormuşum. Sonunda, son metrelerde, gelip geçenlere aldırmadan yarışı bitirdim. Süremi hakemler çıkar çıkmaz söylediler: 2:26:51.

Eğer zamanım varsa, ödül törenlerinide kaçırmamaya çalışıyorum. Dereceye girenleri yalnız bırakmamak, takdirlerimizi göstermemiz gerek diye düşünürüm. Ödül  töreni saat 14:00 yapılacaktı. Gidip üstümü başımı değiştirden sonra saat 12:30-13:00 civarında geldiğimde, ödül töreninin sonuna yaklaşılmıştı. Turgut, Ömer  üstadlarda öyle düşünmüş olmalılar ki kendi madalyalarına yetişemediler. Geldiklerinde, tekrar anons edilerek madalyaları verildi.
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz Sayfa  <1234 26>
  Share Topic   

Forum Atla Forum Permissions View Drop Down

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.17
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.

Bu Sayfa 0,469 Saniyede Yüklendi.